3 idiots | test edildi, onaylandı!

şu sıralar düzenli olarak pek bir şey izlediğim söylenemez -iki yerli dizi hariç- izlemediğim gibi bir şeyler yazma hevesim de yok açıkçası.. yine de pek bilinmeyen bu güzel filmi tavsiye etmek istedim.. başta  iki buçuk saat olması dolayısıyla gözüm korksa da kızların hep beraber izleme teklifine karşı koyamadım..

iyi ki de koymamışım.. soluksuz izledim, bir an bile sıkılmadım.. hem güldürüp, hem ağlatan bir de harika bir felsefeye sahip.. bazı sahneler var ki gerçekten çok etkileyici..

mükemmel olarak anlatabileceğim bir Bollywood filmi, uzun zamandır hint sinemasından uzaktım.. ben bir kere daha büyülendim, sizi de büyüleyeceğini garanti ediyorum..

“sen sadece mükemmelin peşinden koş, başarı zaten seni yakalar..”

..aal izz well..

Kung Fu Panda ^^ Rain’in söylediği harika OST

bir süredir aklımda bu video’yu paylaşmak.. hazır bugün olaya Rain’Den girmişken tam sırası diye düşündüm.. KUng Fu Panda filmini izlediniz mi? izlemediyseniz mutlaa izleyin derim… ben bayıla bayıla seyretmiştim.. asıl komu ise filmin OST’u.. evet o güzel şarkıyı RAin söylüyor.. buyrun bu da videosu..

bu susuzluk vurmaya başladı.. birazdan mutfağa gidip kimbap yapacağım.. onu da anlatırım sonra eğer güzel olursa.. her zaman tutmuyor da:)

bu arada bir de bu film ve dizileri nasıl izlediğime dair bir yazı hazırlamaya çalışıyorum.. oldukça zormuş.. biraz demlensin çok teferruatlı bir yazı olmasa da çok da eksik bir şey kalmasını istemiyorum..

Bangkok Traffic Love Story ^^ Bangkok trafiğinde aşk hikayesi

nedense yazacak şeyler bulmakta zorluk çekiyorum bu günlerde.. doğrusu basit haberler bulup sıramı savmak ister gibiyim.. oysa o kadar çok birikti ki yazmak istediklerim.. çok uyuşuğum çok..

geçenlerde oda arkadaşım Bema evime geldi.. malum yaz tatili için evdeyim ve o yurtta tek başına kalakaldı.. neyse yoğun ısrarlarım sonuncu üç saatlik yolu aşıp geldi.. tabi gelince boş durmadık.. gezdik tozduk, yedik içtik ve film izledik.. o da benim gibi Kore hastası.. tabi benim yüzümden, ona ben bulaştırdım :) ama bir kore filminden sonra elimizde bulunan bu tayland filmini izleyelim dedik..

işte birlikte izleyeceğimiz filmlerden biri.. bir çok blogda beğenildiğine dağir yazılar okumuştum.. hatta son zamanlarda nereye baksam karşıma çıkıyordu, bu sebeple bir şekilde izlemem gerekiyordu.. ama sonunu getirebilen tek kişi benim.. dört kişiden bir tek ben tamamlayabildim.. diğerleri beğenmediler ve yarısında bırakıp gittiler..

orta halli bir film olduğunu söylemem gerek.. unutulmayacak bir yapım değil bana göre ama ortasında kalkacak kadar da kötü değildi.. ilk yarısı daha çok komedi tarzında olsa da, özellikle yarısından sonrasında romantizm ağırlıklı.. ben baya güldüm izlerken.. aralarındaki ilişki ise gerçekten samimi bir şekilde yansıtılmış.. sıcak bir filmdi yaa.. tatlıydı.. duygusaldı.. bizim gibiyidi sanki çoğu zaman şapşalcaydı :)

bizimkiler gibi beğenmeme ihtimaliniz olduğunu göz önünde bulundurarak  mutlaka izleyin demiyorum.. ama ben beğendim.. güzel vakit geçirdim..

Spirited Away ^^ yine hayranlık, yine şaşkınlık!!

izlediğim dizi öğle saatlerinde bitince ve bende hangi diziyi izleyeceğime karar veremeyince, uzun zaman önce indirdiğim ama bir türlü açıp izleyemediğim bir Miyazaki’de karar kıldım..
ve her zamanki gibi hayranlık ve şaşkınlıkla izledim.. Miyazaki’nin huyunu anlamama rağmen bir türlü şaşırmamayı öğrenemedim.. ama en güzeli de bu zaten.. her sahnede ayrı bir şaşkınlık yaşamak beni nasıl mutlu ediyor bilemezsiniz..
Spirited Away çok ama çok güzeldi.. izlereken bir an bile sıkılmadım.. süründüren bir Kore dizisinden sonra, canlandırdı.. kendime getirdi..

izlemediyseniz mutlaka izleyin.. Ponyo’dan daha çok beğendim, benim için bir Yürüyen Şato olamadı ama gerçekten süperdi..  yarın da izlediğim Kore dizisini postlayacağım kısmetse.. görüşmek üzere..

Ponyo ^^ küçük deniz kızı

pazar günü kanallarda dolaşırken TRT çocukta rastladım küçük deniz kızı Ponyo’ya.. sonra hatırladım ki Ofori haberini vermişti önceden.. fakat ben fırsat olmayacağını düşünerek aklıma yazmamışım.. sonra bi kızdım ki kendime aklımda tutmadım diye.. başını kaçırmama sebep oldu söz dinlemeyişim..

‘neyse Nilü..’ dedim.. ‘zararın neresinden dönsen kar.. otur izle şu harika filmi..’ böylece başladım.. o sırada evde bir koşuşturmaca hali tabi.. ben ise tv’nin karşısında elimi bir şeye sürmedem Ponyo’yu izliyorum.. Miyazaki’nin ustalığı karşısında yerlere kadar eğilmektn kendimi alamadım tabi.. bir insanın hayal gücü bu kadar geniş olsun.. neler var dünyada! bense böyle oturup duruyorum işte öylesine..Miyazaki yapıtları arasında benim favorim hala Howl’s Moving Castle olsada.. Ponyo’nun şirinliğine de kendimi kaptırdım.. en kısa zamanda hepsini izlemek , eksik bırakmamak gerek..

Be With You ^^ seninle olmak..

indirip te bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım filmleri izlemeye çalışıyorum son günlerde..Be with you’da onlardan biriydi. Bir çok sitede izleyenlerin yorumlarını okumuştum, etkileyiciliği ile ilgili.. bir kaç gün önce izleyebildim çok şükür.. bewithyouTakumi karısı Mio’nun yokluğuna bir türlü alışamamış, ölümünün üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen hayatını rayına oturtamamıştır. Henüz ilkokula giden oğlu Yu Ji’ye iyi bir baba olamadığını düşünmektedir. Ayrıca psikolojik ve biyolojik rahatsızlıkları yaşamını daha da zorlaştırır. Takumi ve Yu Ji, Mio öldüğünden beri yağmur mevsimini beklemektedir; çünkü Mio, ölmeden önce gelecek senenin yağmur mevsiminde kalmak için döneceğine söz vermiştir.Böyle bir şeyin mümkün olmadığını bilmelerine rağmen içlerinde küçük de olsa bir umut vardır.

ve Yağmur mevsimin başladığı gün evlerinin yakınlarındaki bi yerde tıpatıp Mio’ya benzeyen, hafızasını kaybetmiş bir kadınla karşılaşırlar.

bewithyou

Oldukça güzel bir filmdi.. Özellikle son kısım da Mio’nun günlüğünün okunmasının filmin tamamına bir açıklama getirmesi ve kafalarda hiçbir soru işareti bırakmayışı çok iyiydi.. her şey yerli yerine oturdu :)

Gerçi tüm yorumlarda çok gözyaşı döktürdüğü yazıyordu ama nedense ben bir damla bile akıtmadım bu kez.. sadece tek bir sahnede baya duygusal anlar yaşadım.. diğer kısımları mutlu  ve merak içinde izledim..

iki saat sürmesine rağmen başladığı ile bittiği bir oldu benim için.. sürenin geçtiğini hiç hissetmedim. Çok güzel bir film, izlemenizi tavsiye ederim. Fakat sitelerde mp4 formatında bulamadığım için bu siteden indirdim.. oldukça düzenli bir site neredeyse aradığım her filmi bulabiliyorum ama sadece divx formatında..

Turn Left, Turn Right ^^ sadece aşk filmi..

tl,trDün sabah saatlerinde (aslında bugün sabah saatleri oluyor, gün kavramım iyiden iyiye karıştı).. çok güzel bir film izledim.. uzun zamandır ilk defa ağlamadan, zırlamadan bir aşk filmi izleyebildim.. milletin etlisine sütlüsüne karışmayan aşk ve tesadüfler üzerine kurulu bir filmdi..

aslında önce filmin konusundan bahsetmek istedim, fakat bir de baktım ki ofori ve lafea zaten çok güzel bir şekilde anlatmışlar filmi.. şimdi bu iki güzel yazı dururken zaten kimse benim yazımı okumak istemez diye düşünerek sadece hislerimi yazmaya karar verdim.

atlıkarıncaizlerken sanki bir masal dinliyormuşum gibi hissettim.. prensin sindrella’yı kaybettiği cam ayakkabısı aracılığıyla bulmaya çalışması gibiydi sanki.. yönlerin ve tesadüflerin önemi o kadar duru ve doğal bir şekilde yansıtılmıştı ki.. ayrıntılara boğulmadan huzur içinde seyrettim.

Ayrıca başroldeki Takeshi Kaneshiro’ya da bayıldım diyebilirim.. Bir sahnede parktaki güvercinlere keman çalarken yem verip şöyle diyordu:

Bundan hoslandin mi?
Hoslandin!
Once birseyler atistir!
Dinlerken ye,
Yerken dinle.
Yiyip, dinlememezlik yapma
Hey! Sen oradaki!
Simdi basliyoruz!
“Bundan hoslandin mi?
Hoslandin!
Once birseyler atistir!
Dinlerken ye,
Yerken dinle.
Yiyip, dinlememezlik yapma..
Hey! Sen oradaki!
Simdi basliyoruz!” :)
kesinllikle izlenmeli.. inanın ben bu filmi çok beğendim :)

WordPress.com'dan blog alın.
The Esquire Theme.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 107 takipçiye katılın