That Winter The Wind Blows

twtwb

Topladığım görselleri aylardır bilgisayarımda bekleyen bir dizi That Winter The Wind Blows.. Bu afişi ilk gördüğümde ‘Kesinlikle izlemem gereken bir dizi daha’ dediğimi çok net hatırlıyorum.. Posterle birlikte ismi de benim için çok çok ilgi çekiciydi, daha adını söylerken bile dışarıda kar yağarken sıcacık evimde salep içmek gibi tuhaf yollarla tarif edebildiğim bir his uyandırıyor bende.. Sonra aradan zaman geçti ve ben yeni bir dizi izleme fırsatı bulur bulmaz hemen bu diziye başladım tabi..

tumblr_ml5cgmHP5Y1rkn00jo1_500

Beni bu afişte bu kadar çok çeken şey ise muhtemelen o puslu havanın bana anımsattığı eski diziler.. Bana nedense bir A Love To Kill, Will It Snow at Christmas? gibi bir tarafı varmış gibi hissettirdi ilk bakışta bilmiyorum bu etkiyi sadece ben de mi yarattı? Sonradan baktım ki A Love To Kill ile aynı yönetmen çekmiş belki o yüzden.. Ama yazan yöneten Worlds Within ekibiyle aynı, Song Hye Kyo bile burada hatta.. O diziye ne kadar aşık olduğumdan daha önce uzunca bahsetmiştim..

tumblr_miailoOjPf1qhuwg9o1_400_large

Konudan bahsetmek istediğime pek emin değilim çünkü olay biraz fazla karmaşık.. Kısaca kör bir kızı, en az 20 yıldır görüşmediği abisi olduğuna inandırmaya çalışan bir dolandırıcının zamanla onu dolandırmaya nasıl kıyamadığının hikayesi diyebilirim belki -Bilemiyorum ne kadar anlaşılır bir cümle oldu!-

Romantic Korean drama That Winter, The Wind Blows wallpapers 1024x1024 (14)

Favori Koreli aktristim olduğunu defalarca söylediğim Song Hye Kyo onu neden bu kadar beğendiğimi bu diziyle bana bi kere daha hatırlattı.. Ve bundan önce What Happened in Bali? de seyrettiğim ve dizi yüzünden nefret ettiğim Jo In Sung ise bu dizide biraz sevdirdi kendini.. Çift olarak bence gayet yakışmışlardı tabi bir Hyun Bin olmasa da.. Bol karşılaştırmalı bir yazı oldu nasıl olduysa ben de anlamadım :)

tumblr_mkha7s9XAH1s0eo7uo1_500

Bununla birlikte Kim Bum gibi bir karakterin bu dizide yan rol oynamasına gerek var mıydı derseniz benim için pek bir anlam ifade ettiğini söyleyemeyeceğim ne yazık ki! Zaten Kim Bum’u BOF’tan bu yana doğru düzgün bir rolde izlemedim diyebilirim.. Belki oynamıştır da ben izlememişimdir orası ayrı ama bence böyle silik rollere yakışmıyor bir beklenti içine giriyorsunuz ister istemez ama boşa çıkıyor sonra..

large

Sanırım sonuç olarak bu diziyi en çok Will it Snow at Christmas?‘a benzettim.. Dizi 16 bölüm öyle çok heyecanlı başından kalkamayacağımız bir olay zinciri de yok ama genel olarak bana verdiği o görsel ziyafet, oldukça iç açıcı o sahneler, o inceden inceden kendini hissettiren dram gerçekten ‘Afişten de bunu bekliyordum’ dememe sebep oldu.. Beklentilerimi tam olarak karşıladığını söyleyebilirim size.. Ben böyle ne ağlatan ne de güldüren dizileri de ayrı bir seviyorum açıkçası.. Beni dinlendiriyorlar..

Son 1 Yılda En Çok Okunan Yazılarım – İlk 5

20140211_105533000_iOS

1. Lee Min Ho ♥ Park Min Young – Şaka Değil İnan: Şaşırmamam lazım ama şaşırıyorum yine de millet olarak dedikoduya nasıl meraklıyız biz böyle.. 23.08.2011’de yazdığımdan beri tam olarak 15.251 defa okunarak rakiplerine fark atmış.. Yalnız Lee Min Ho’nun sevgilisinin kim olduğunu öğrenmek için heyecanla bloguma gelen arkadaşlar size acı bir haberim var.. Bu çift ayrılalı baya bir oldu.. Lee Min Ho hangi kollarda artık bende bilmiyorum..

20140212_093336000_iOS

2. Boys Over Flowers ♥ ♥  Tam Anlamıyla Bittim: 25.04.2010’dan bu yana 5.087 defa okunmuş.. Ne diziydi diyorum valla.. Ama Geum Jan Di’ye hala gıcığım ya o kadar zaman geçti üstünden gıcık hala gıcık :)

20140212_093403000_iOS

3. City Hunter ¦ Bu sabah çok erken kalktım: Yazdığım sabahı hala hatırlıyorum bu diziyi izlediğim yaz güzel bir yazdı gerçekten.. Hatta o sıra Pasta dizisini de izleyip bir yaz tatilinde 3-4 kilo almıştım kabus :/ verdim neyse ki :D

20140211_105902000_iOS

4.Nasıl izliyorum: Bu yazının bu kadar okunmasına sevindim açıkçası işe yarasın diye yazmıştım anlaşılan işe yaramış.. 06.10.2011 de yazmışım galiba.. Ama ne yazık ki güncelleme yapmam gereken bir yazı artık, sanırım link verdiğim sitelerden bazıları kapanmış vs. 7.271 kez okunmuş..7.271 kez faydalı olabilmişimdir umarım :)

20140211_105848000_iOS

5. Personal Taste ^^ Gu Jun Pyo Büyürse..: Yine Lee Min Ho yine Lee Min Ho.. Yeni nesil için Lee Min Ho’nunyeri anlaşılan ayrı.. 23.07.2010’dan beri 7.514 kere okunmuş bu dizi yazım.. Fena bir dizi değildi.. Güzeldi güzel..

Listenin kazananı açık ara Lee Min Ho tüm rakiplerini geride bırakmış resmen kendisini tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum. Açıkçası bende ‘Lee Min Ho ne çekse izlerim’ kafasındayım sadece Faith dizisini henüz izlemedim.. Neyse o zaman anlaşılan Heirs yazımı ilk sıraya almalıyım :) Bu ara bloga istediğim geri dönüşü sonunda yapabildim.. Yazılar gittikçe sıklaşabilir hatta..

Still Marry Me ≈ sadece Kim Bum var, başka da bir şey yok!

evde bayram temizliği yapılan şu sırada hemen bir kaç kelime yazıp çıkmam gerekiyor.. bu diziyi izlememde ki en büyük sebep Kim Bum tabi ki.. ve daha önce bir çok yerde  The Man Who Can’t Get Married dizisine benzediğini okumuştum.. ama bence alakası bile yok.. nasıl bir alaka kurmuşlar anlayamadım. tek benzerlik orta yaşa gelmelerine rağmen evlenememiş kişilerin olması.. başka da hiçbir şey benzemiyor.. Kim  Bum var diye izledim ama bazı dizileri Kim Bum için bile izlemeye değmezmiş onu öğrenmiş oldum..

bir kere bayan oyuncu ile Kim Bum hiç mi hiç yakışmıyorlar.. kız sadece büyük olduğu için demiyorum; mesela Personal Taste’de de çiftlerin arasında yaş farkı vardı buna rağmen hiç rahatsız edici değildi.. yani bu dizide yaştan daha büyük bir uyumsuzluk var.. hiç gitmemişler birbirlerine..dizide beğendiğim tek çift üst resimdekiler sanırım.. arka planda olmasına rağmen daha güzel bir hikayeydi.. tesadüfler biraz abartılmıştı ama en çok onların çıkacağı anları bekledim sanırım.. doğru düzgün hiçbir olayı olmamasın rağmen sevdiğim tek kişi bu kadın dizide ki.. geriye kalan ne varsa atın gitsin.. belki buna bir hikaye yazsalardı o aman daha güzel olurdu.. tek aklı başında insandı canım benim.. harcandı gitti..

ve dizinin en şapşal çifti.. bu kadar olamaz dedik.. abuk sabuk hareketler.. tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş oldu bunlar.. o kadar olur..

neyse işte kısa kesiyorum.. 16 bölüm izledim zaten bu dizi için daha fazla zaman harcayamayacağım.. olmamış gereksiz boş yere çekilmiş bir dizi.. BOF’tan sonra  Kim Bum’un burada ne işi varmış anlayamadım..

izlemeyin sakın..

Kim Bum ^^ yüz bilmem bi şeysi..

kaç gündür köşede bi yerlerde duruyordu şu resimler.. bıktım artık şu berbat saçlardan.. olmamış Kim Bum’cum hiç beğenmedim.. cidden!!

kime benzetiyorum ben bu halini ya? birine benzetiyorum ama çıkaramadım bi türlü..

neyse kaçtım ben..

Boys Over Flowers ♥♥ tam anlamıyla bittim

bu posta o kadar çok resim eklemek istiyorum ki uzunluğu ne kadar olacak şu anda kestiremiyorum.. zira göze bu kadar hitap eden başka bir kore dizisi daha izlemedim.. neresinden başlasam bilemiyorum, ama öylesine hayran kaldım ki kendimi tutamayıp içimden ne geliyorsa yazıcam..  konuyu anlatıp olayların sürprizini kaçırmamak için olsada asıl sebep; anlatmakla izlemek arasında ki fark öylesine bir uçurum olur ki ben yazdığımla kalırım..

birbirini seven ana karakterlerimiz hemen üstteki resimde pasaklı bir şekilde duruyorlar.. ikisi de oldukça renkli karakterler.. dizinin türü romantik-komedi zaten buna bağlı olarak da tüm karakterler ayrı bir güzelliğe sahip.. özellikle erkeklerin kıyafetleri ve tarzları muhteşem.. tüm kıyafetlerine ‘ağzımın suyu aktı!’ tabiri cuk oturur.. en silik karakter Kim Joon olsa da; hepsinin ayrı bir özelliği var ve herhangi birini diziden çıkarmak mümkün değil.. altta hepsinin gerçek isimlerini üstlerine yazdım, yazının devamında gerçek isimleri ile anacağım için bi karışıklık çıkmasın :)olaylar ülkenin en ünlü lisesinde başlıyor.. fakir kızımız bir tesadüf sonucu Shinwa lisesine burslu olarak kabul ediliyor.. bu lisede tüm öğrenciler tarafından hayranlıkla izlenilen ve F4 olarak anılan dört:)  öğrenci var.. dördü de birbirinden yakışıklı, karizmatik ve zengin.. ama öyle bir zenginlik ki kendilerine ait adalarından, jetlerine kadar her şeyleri var.. harcamada herhangi bir sınır söz konusu değil yani.. üstüne üstlük hepsi kendini beğenmiş.. okulda egemenliklerini öyle bir benimsetmişler ki ağzını açabilen kimse kalmamış ortada..

tabi n’oluyor? bizim fakir ama gururlu kız bu gruba karşı çıkabilen ilk kişi olarak olaylara dahil oluyor.. her şey bundan sonra başlıyor.. konunun ilerisi hakkında tahmin yürütmek pek de zor değil artık.. ama bu diziyi diğer romantik komedilerden farklı kılan bir çok özellik var.. bir kere olaylar çok akıcı bir şekilde ilerliyor.. “yaaa yeter artık!! kavuşacaklarsa kavuşsunlar..” dedirttirmiyor hiç.. her bölüm birbirinden eğlenceli.. ki yirmibeş bölümlük bir diziden bahsediyoruz burada.. oysa ortalama onsekiz bölümlük olan kore dizileri için fazla sayılabilecek bölüm sayısına sahip..

ama tek bir bölümde bile ‘bitsin artık’ ya da ‘sıkıldım’ diye düşünmedim.. her bölüme ayrı bir sevinçle başladım ve biteceği için çok üzüldüm.. ayrıca sadece iki ana karakterin hayatına yönelmemesi ve diğerlerinin hayatlarına da bakış atması olayları daha da neşeli bir hale getiriyor..

ki dizide benim en sevdiğim kısımlar grubun çapkını Kim Bum ve esas kızımızın en iyi arkadaşının ilişkisiydi.. bu kızı o kadar çok sevdim ki oğlum olsa alırım yani o derece.. tüm dizi boyunca öyle masum ve şirindi ki.. ayrıca saf güzelliği ile sanırım şimdiye kadar tanıdığım Koreli aktrisler içinde en beğendiğim oldu..

işte çok sevdiğim bu çift satırlarımın hemen üstünde ki ve altında ki karedeler.. aslında daha bir sürü resim koymak istedm ikisinin olduğu; fakat dizide oldukça fazla oyuncu olduğu için kendimi tutmam gerekti :( çapkın karakterimizi canlandıran Kim Bum benim favorilerim arasında yerini aldı.. aslında tüm grupta ki oyuncularn takibindeyim bundan sonra ama; Kim Bum ve Kim Hyun Joong’un yeri daha bir ayrı.. Kim Bum tüm kızların ilgisini çekmedeki başarısından dolayı çapkınlığıyla ün salmışken -ki dizinin abartması değil bence eminim gerçek hayatta da aynı muameleyi görüyordur-

Kim Hyun Joong ise bakanı şaşı yapacak derecede bir gülüşe ve karizmaya sahip.. tek bir bölümde bile – ağlarken, telaşlıyken vs.- karizmasından ödün vermedi.. ilk bölümlerde saçı ile ilgili problemler yaşasamda ileriki bölümlerde saçını kısaltarak her şeyi unutturdu.. bakınız alttaki resim..

dizinin kötüsü olma görevini ise Misa’dan çok iyi tanıdığımız biri üstlenmiş.. Lee Min Ho’nun annesi rolünde ve gerçekten iyi taşımış rolünü.. Misa’dak sevgi dolu anne görüntüsünün tam tersi bir rol ama ikisini de benimsedim ben..

dizide durağanlık diye bir şey yok her sahne ayrı bir tat bırakıyor.. gittikleri tatiller ve birlikte eğlendikleri bölümler oldukça fazla, can sıkıcı olaylar yaşandığında dahi ortada kasvetli bir hava esmiyor hiç.. bu da oldukça keyifli bir seyir süreci yaşatıyor..

ayrıca bir kaç bölümde yer alarak kahramanlarımıza türlü dertler açıp olayları renklendiren kişiler de tam anlamıyla süper.. dizide görntüsü ortalamanın altında olan tek bir kişi var o da esas kız.. tabi bu benim görüşüm beğenen de vardır belki..  ama daha parlak bir kişi oynasa daha iyi olurdu.. ama bu kadar kusur kadı kızında da olur..

asıl karakter olan Lee Min Ho’dan hiç bahsetmedim ama kıvırcık saçlarıyla karakterine tam oturmuş.. ve bu dizi aslında bir japon dizisinden uyarlama.. ben orjinalini izlemedim ama bundan daha çok beğeneceğimi düşünmüyorum.. çünkü tam anlamıyla her karesinde ‘vay bee!!’ hissi yaşadım.. Korelileri daha çok sevdiğimden kaynaklanıyor olsa gerek Japon versiyonunda aynı tadı bulacağımı sanmıyorum..

uzun zamandır bu kadar beğendiğim bir dizi izlememiştim ve bu kadar özenerek bir  post hazırlamamıştım.. baştan sonra çok beğendim..  aslında izlerken daha önce izlemiş olduğum ve burada bahsettiğim Special A’yı anımsadım biraz.. onu da çok beğenmiştim.. olaylar bazen abartılı boyutlara ulaşsa da, bana hiç rahatsızlık vermedi.. bayıla bayıla seyrettim.. zaten sabahtan beri övüp durmamdan anlamışsınızdır.. bu türden hoşlanıyorsanız kesinlikle atlamayın.. ben bu kadar  beklettiğime pişmanım doğrusu..

WordPress.com’da ücretsiz bir web sitesi veya blog oluşturun.
The Esquire Theme.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 107 takipçiye katılın