my little bride^^ benim küçük gelinim..

ne yazık ki bayram tatili bitiyor ve ben yarın okuluma, yurduma dönmek zorundayım.. malum oralarda netten oldukça uzak olduğum için yeni bir şeyler yazmam haftaları, hatta ayları alabiliyor nerdeyse.. bende gitmeden önce bir kaç şey yazıp bloğumu renklendirmek istedim..

yine itiraf etmeliyim ki izleyeli baya oldu bu filmi.. bu bayram tatilinde ne yazık ki hiç kore yapımı seyredemedim.. sadece devam etmekte olan bir kaç amerikan dizisinin izleyemediğim bölümlerini izledim.. eğer bu yazıyı 15 dk içinde tamamlayabilirsem, yeni bir film indirdim onu izlemek istiyorum..

evvet… hemen konusundan bahsedeyim filmimizin: birbirlerine çok bağlı olan iki arkadaş, doğacak çocuklarını birbirleri ile evlendireceklerine söz vermişlerdir, fakat iki ailenin de çocukları erkek doğunca hayalleri bir sonra ki kuşakta yerine getirilmek umuduyla bir süreliğine rafa kalkar.. tabi yıllar su misali akar geçer ve bu iki arkadaşın torunları olur..

kızımız onbeş yaşına gelir ve lisededir, erkek torun ise üniversiteden mezun olup, stajyer öğretmen olarak görev yapmaya başlamıştır bile.. aralarında yaklaşık on yaş fark olsa da netice de torunların biri kız diğeri ise erkektir .. bunca zamandan sonra büyükbabalardan biri vefat eder , diğeri ise ölüm döşeğindeyken torunlarının evlendiklerini görmenin son dileği olduğunu söyler.. böylece öbür dünyada can arkadaşına mahçup olmaktan kurtulacaktır :)

yukarıda gördüğünüz aile, başta büyükbaba olmak üzere başarılı duygu sömürüsüyle bu çifte öyle bir baskı uygular ki, direnişleri pek uzun sürmez ve evlenirler.. tabi henüz onbeş yaşında olan kızımızın çevresinin böyle bir evlilikten haberdar olması pek de mümkün değildir..

çocukluklarını birlikte geçirmiş ve abi kardeş gibi birbirlerini benimsemiş olan bu çiftin evlilikleri, damadın kızın okulunda öğretmenlik yapmaya başlamasıyla beraber iyice karmaşık bir hal alır.. gelinimizin okulunda ki beyzbol oyuncularından biriyle çıkmaya başlaması da oldukça ilginçtir.. bir yerde onbeş yaşında ‘kazık kadar’ kız olmasına rağmen, henüz evli bir kadının olgunluğuna erişecek yaşta da değildir aslında.. fakat filmin başından beri oldukça sapığımsı tavırlar içerisinde olan damat, bu durumada bize ne kadar olgun biri olduğunu gösterir ve  gönlüme taht kurar :)

evlilikleri tam bir evcilik oyunu gibi devam eden bu çift yavaş yavaş birbirlerinden hoşlanmaya başlarken, bir türlü birbirlerine açılamamaları filmi eğlenceli bir hale getirir ve ortaya keyifle izlenecek bir film çıkar.. oldukça mesut bir şekilde izlemiştim doğrusu.. hani şöyle kafama bir şey takmadan bir şeyler izlesem diyorsanız oldukça iyi bir seçenek bana kalırsa.. çokça komik sahneler var.. şu yukarıda kızı sırtında taşıdığı sahne benim en çok sevdiğim sahne.. çok tatlı ve komikti o kısım :) 15 dk da yazarım dedim ama yarım saat oldu.. neyse olsun o kadarcık:)  izliyim ben yine de.. en kısa zamanda görüşmek üzere..

online izlemek içinburadan..

my girlfriend is an agent ^^ kız arkadaşım bir ajan!!

aslında uzun zaman burun kıvırdım  bu filme.. verebilecekleri afişinden anlaşılan bu filmi izleyesim gelmedi hiç.. fakat geçen hafta sonu kore filmi kıtlığı çekerken, eğlenme ihtiyacımızın sınıra ulaşmasıyla; kuzenimle  bu filmi indirip izlemeye karar verdik..

ne kadar  ‘film beni çok şaşırttı’ demek istesemde, hiç mi hiç şaşırtmadı gerçekten.. tam olarak tahminimdeki gibiydi..

afiş ve konu olarak Mr. & Mrs. Smith’e oldukça benziyor açıkçası.. fakat tabi ki de çok daha eğlenceli ve komikti bana kalırsa.. ne kadar su katılmamış bir Brad Pitt hayranı olsamda, Rough Cut gibi bir filmle hafızalarımıza kazınmış olan Kang Ji Hwan’ı da es geçebilmem mümkün değil.. bayan karakterimiz Kim Ha Neul da oldukça tanındık ve sevildik biri ztn.. ee işler böyle olunca ortaya bol eğlenceli bir film çıkmış haliyle..

film, gizli bir iş üzerinde olan bayan karakterimizin oldukça salak görünen sevgilisi tarafından terk edilmesiyle başlıyor.. kız arkadaşının yalanlarından bunalmış olan erkek karakterimiz  artık buna dayanamıyor ve ülkeyi terkediyor.. ve 3 yıl sonra geri döndüğünde ise bu süre boyunca hiç aramadığı eski sevgilisile karşılaşıyor..  bu çift birbirlerinden habersiz aynı olayın peşine düşüyorlar.. tabi bundan sonra olaylar iyice eğlenceli bir hal alıyor..

Kang Ji Hwan filmde ki sakar ve komik adam rolünü, karizmasından en ufak bir şey kaybetmeden başarıyla yerine getirmiş.. özellikle bir sarhoş olup ağlama sahnesi var ki, beni mest etti diyebilirim, gerçekten çok tatlı ve komikti :)  ne kadar “ben bu filmin sonunu biliyorum” desem de, bile bile sonuna kadar izlemekten kendimi alamadım.. yormadan, sıkmadan, kahkahalarla mutlu mutlu zaman geçirttirdi bana.. böyle can sıkıntısının son raddede olduğu zamanlarda ruh sağlığıma ilaç gibi geldi..

online izlemek isterseniz buradan bakabilirsiniz.. yok ben indiricem diyrsanız da buradan mp4 olarak indirebilirsiniz..

daisy ^^ sonda çalan şarkı..

papatya

bi ara burada bir link vardı ama imeem kapatıldığı için artık yok..

sözleri de böyle :

Hayal ettiğim aşk bana o kadar yakın ki.

Ama tek yapabileceğim…

seni kelimeler olmaksızın izlemek.

Bu yabanı şehirde her gün aşkı çizerek yaşadım.

Gelmeni bekleyerek ve umarak papatyaları izledim.

Sonunda senin farkına vardım.. ama artık çok geç.

Ama belki de birbirimiz için yaratılmadık.

Bu aşkın uçup gitmesini hiç istemedim.

Ama üzgünüm, gitmek zorundayım sen hala burada nefes alırken.

heartbreak library ^^ kırık kalpler kütüphanesi..

afişine aldanmayın bu filmin .. şu afişe baktığımda sanki romantik  ve eğlenceli bir aşk filmi izleyeceğim hissine kapılıyorum.. Oysa film afişin vaad ettiğinden çok daha farklı bir havada ilerliyor..

Allah’tan adı biraz imdadımıza yetişiriyor da bizim daha büyük bir şoka girmemize engel oluyor.. bu film daha çok aşkta mutluluğa ulaşamamış iki kişinin arkadaşlıklarının hikayesi..not :)

iyi bir aşçı olan erkek karakterimiz deliler gibi sevdiği kız arkadaşından ayrı düşmüştür.elinde sadece  ” sana olan tüm hislerim 198. sayfada”  yazan bir not kalmıştır. Neden , nasıl? sorularının cevabı neredyse filmin sonuna kadar öğrenemeyceğimiz bir sır..

Kütüphane görevlisi olan kadın karakterimizi ise erkek arkadaşı başka bir kız için terketmiştir. Son günlerde kitaplara zarar veren biri vardır ve en sonunda onu bulur. Kitaplara neden zarar erdiğini öğrendiğinde ise ona yardım etmeye karar verir..

hangi kitabın 198. sayfası olduğunu araştırırken bir çok sır paylaşırlar.. fakat bu iki kişinin arasındakine aşk demek doğrumu bilmiyorum.. Daha çok birbirinin yaralarını sarmaya çalışan iki dost gibiler..

en romantik an :)

ara sıra romantik anlar da yaşanmadı değil tabi.. şu an pek aklıma gelmesede :P

insanı çok fazla içine çekmemsine rağmen hoş bir filmdi .. bayılmadım ama beğendim :) kötü bir film demeye dilim varmıyor.. oyuncular çok tatlıydı komik sahneler vardı.. ben beğendim açıkçası siz ne hissedersiniz emin değilim.. daha romantik bir aşk ortaya çıksaydı izleyicileri daha mutlu edebilirdi, fakat yaşadıkları olaylara bakarak böyle bi şey olması da biraz abartılı olabilirdi..

afişleri o kadar beğendim,öyle farklı şeyler umdum ki biraz sinirim bozuldu sadece,  ama kız  afişte niye kısa saçlı diye sorarsanız onu bende anlayamadım.. her neyse fazla uzattım sanırım..

bu söylediklerime rağmen indirmek isterseniz buradan..

online izlemek için buradan..

Turn Left, Turn Right ^^ sadece aşk filmi..

tl,trDün sabah saatlerinde (aslında bugün sabah saatleri oluyor, gün kavramım iyiden iyiye karıştı).. çok güzel bir film izledim.. uzun zamandır ilk defa ağlamadan, zırlamadan bir aşk filmi izleyebildim.. milletin etlisine sütlüsüne karışmayan aşk ve tesadüfler üzerine kurulu bir filmdi..

aslında önce filmin konusundan bahsetmek istedim, fakat bir de baktım ki ofori ve lafea zaten çok güzel bir şekilde anlatmışlar filmi.. şimdi bu iki güzel yazı dururken zaten kimse benim yazımı okumak istemez diye düşünerek sadece hislerimi yazmaya karar verdim.

atlıkarıncaizlerken sanki bir masal dinliyormuşum gibi hissettim.. prensin sindrella’yı kaybettiği cam ayakkabısı aracılığıyla bulmaya çalışması gibiydi sanki.. yönlerin ve tesadüflerin önemi o kadar duru ve doğal bir şekilde yansıtılmıştı ki.. ayrıntılara boğulmadan huzur içinde seyrettim.

Ayrıca başroldeki Takeshi Kaneshiro’ya da bayıldım diyebilirim.. Bir sahnede parktaki güvercinlere keman çalarken yem verip şöyle diyordu:

Bundan hoslandin mi?
Hoslandin!
Once birseyler atistir!
Dinlerken ye,
Yerken dinle.
Yiyip, dinlememezlik yapma
Hey! Sen oradaki!
Simdi basliyoruz!
“Bundan hoslandin mi?
Hoslandin!
Once birseyler atistir!
Dinlerken ye,
Yerken dinle.
Yiyip, dinlememezlik yapma..
Hey! Sen oradaki!
Simdi basliyoruz!” :)
kesinllikle izlenmeli.. inanın ben bu filmi çok beğendim :)

almost love ^^ ne aradım, ne buldum :)

almostloveşu anda hava çok kapalı.. şimşekler peşpeşe ve oldukça gürültülü bir biçimde çakıyor üstümüzde..

aslında bir film seyretmek istiyordum ama şimşekler yüzünden evdeki tüm elektronik aletlerin fişini çekmiştik, benim için hayat durmuştu anlayacağınız :( bu yüzden yazmaya karar verdim..

her neyse.. en son 8 saat önce almost love’ı seyrettim.. ve ağladım.. oysa bu sefer gülmek niyetiyle başlamıştım.. gülmedim mi ? güldüm tabi..

ama acı şeylerin tadı daha uzun süre kalmıyor mu??

gerçekten çok güzel bir filmdi.. yapmışlar yine yapacaklarını anlayacığınız.. beni ordan oraya atıp durdular.. bi güldürdüler, bi ağlattılar..  şaşkına çevirdiler..photo14649

Ji Hwan ve Dal Rae çocukluk arkadaşıdırlar.. ikisi de oldukça gariptirler ve sürekli didişmelerine rağmen çok iyi arkadaştırlar.. geleckleriyle ilgili hedefleri ve hayalleri vardır.. yıllardır birlikte olmalarına rağmen birbirlerine karşı olan duygularını pek sorgulamamışlardır ve başkalarıyla birliktedirler.. neredeyse tüm işler yolunda giderken Ji Hwan’ın geçirdiği bir kaza her şeyi altüst eder.. bu kaza birçok şeyin değişmesine sebep olur..

konusu kısaca böyle.. fakat ikili arasında ki diyaloglar gerçekten çok komik ve doğal olmuş bence, o kısımlar beni oldukça güldürdü..

güzel bir filmdi bence.. tavsiye ederim..

back to first time ^^ misa ost

mu2-gto200k

buradan dinleyebilirsiniz.. sözleri bu dizi için yazılmış sanki..

belki de öyledir tabi :)

^^Back to First Time^^

seni çok seviyorum ama burada arkamı dönmem gerekiyor.
çünkü seni korumak için sonsuza dek burda olamayacağım.
isterim ki benimle ilgili tüm anılarını unutabil.
geri git beni unuttuğun zaman.

bu olması gerektiği gibi değil böyle olamaz.
seni sevemem,
çünkü herşey berbat olmaya başladı.
seni daha fazla sevemem.

neden böğle davranıyorum bilemiyorum.
artık hiç zamanım yok
ama burası canlı.
beni yalnız bırakmıyolar.

sevme beni,yanıma yaklasma
ayrılık beni beklemekte

seni sevmeme rağmen anlayamıyorum.
çünkü hiç bir ayrıntıyı atlamak istemiyorum
seninde benim gibi zor zamanların olmus olabileceğinden korkuyorum.
daha fazla incinminş olabileceğinden.
çünkü seni bu hale düşürmek istemiyorum.

seni çok seviyorum ama burada arkamı dönmem gerekiyor.
çünkü seni korumak için sonsuza dek burda olamayacağım.
isterim ki benimle ilgili tüm anılarını unutabil.
geri git beni unuttuğun zaman.

aşkın lüks olduğunu hayal ederek yaşıyorum.
başka birini sevemeyecekmiş gibi yaşıyorum.

sevme beni,yanıma yaklasma.
ayrılık beni beklemekte..

seni çok seviyorum ama burada arkamı dönmem gerekiyor.
çünkü seni korumak için sonsuza dek burda olamayacağım.
isterim ki benimle ilgili tüm anılarını unutabil.
geri git beni unuttuğun zaman.

WordPress.com’da ücretsiz bir web sitesi veya blog oluşturun.
The Esquire Theme.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 110 takipçiye katılın