Kısa kısa / Bu aralar izlediklerim…

℘ Yaklaşık iki aydır işsizim.. İşsizliğin en güzel yanı ise tüm o çalıştığım dönemler boyunca sabahlara kadar izlemek için çıldırdığım ama boş zamanlarımda biraz daha uyumaktan başka bir şey düşünemediğimden izleyemediğim tüm o dizileri hunharca izleyebilmek benim için.. İzlenecek bu kadar dizi varken bu durumdan pek şikayetçi sayılmam.. Bende oradan buradan bir yazı ile arşivime bir iki satır  karalamanın vakti geldi diye düşündüm.. (ya da “aa benim bir bloğum vardı di mi? vakası” da diyebiliriz buna)..  E hadi başlayalım o zaman..

Sherlock ∼∼

sherlock

Sherlock – Sherlock – Sherlock…

Bir harika olduğunu defalarca defalarca duymuş olmama rağmen bir türlü elim gidip başlayamadıklarımdan biriydi.. Bir yandan neden bu kadar geç kaldım diye düşünürken diğer yandan sezonlar arası yaşanan o korkunç bekleme sürecini en aza indiriebildiğim için mutluym aslında.. Malum kendisi yalnızca 3 er bölümden oluşan 3 sezon sadece.. Şimdilik tabi.. 2016’da 4. sezon geliyor neyse ki.. Benim saplantı haline getirerek sevdiğim dizilerden biri oldu..

Sherlock’un hikayelerinin günümüze uyarlanmış olması bir yana dizinin can damarı benim için Sherlock karakterinin yorumlanışındaki mü-kem-mel-lik.. Şöyle ki diziyi bitirdim sonra ikinci sezonda çekilen 20 dakikalık kamera arkası bölümünü izledim.. Ondan sonra birinci bölümün televizyonda yayınlanmamış olan ilk versiyonunu izledim.. Sanırım ilk önce 60 dakikalık olarak düşünülen dizi kanalın isteği ile 90 dakikaya çıkarılınca çekilen ilk bölüm çöpe gitmiş ve tamamen aynı senaryo 90 dakikalık olarak tekrar çekilmiş.. Aradaki fark inanılmaz.. Aynı oyuncular, aynı kelimeler ama kesinlikle birbiri ile alakası olmayan iki bölüm.. Bakışlar, o belki bir saniyelik duruşlar ya da kameranın açısı ya da belki ekrandaki bir kaç harf.. Her şeyi bambaşka bir seviyeye taşımış.. Sıradanlıktan kusursuzluğa çizilen yol resmen yok böyle bir şey..  İzleyin ne dediğimi anlayacaksınız.. Kim bu diziyi tekrar çektirdiyse önünde diz çöküyorum ve kendisine şükranlarımı sunuyorum..

.

Heroes Reborn

heroes reborn

Evet ben eski bir Heroes bağımlısıydım.. Benim için dizi can alıcı bir biçimde ilerlerken her nedense bir anda iptal olmuş ve her şey öylece ortada kalmıştı.. Aradan onca zaman geçtikte sonra beklenmedik bir biçimde Heroes Reborn çıktı sahneye.. Hikaye kaldığı yerden devam etmese de en azından askıda kalan bazı durumlara cevaplar veriliyor.. Gerçi onca zaman sonra ben sorularımı da unutmuştum ama olsun ne yapalım.. Eski bir dost gibi sarıp sarmaladım.. Objektif olamıyorum sanırım ama benim varlığına sevindiğim bir dizi oldu. Bir karar değişikliği olmazsa yalnızca bir sezon ve 13 bölümlük mini dizi olarak tasarlandı.. Şimdilik yalnızca 10 bölüm yayınlandı ve sezon ortası arası verdi.. Bekliyoruz..

.

Mr. Robot

mr. robot

Mr. Robot bu sezon adını sıkça duyduğum dizilerden biri olmuştu.. Devrim peşinde bir hacker etrafında dönen hikaye ara ara ters köşeleriyle şaşırtıyor..

Yalnızca bir ay önce izlemiş olmama rağmen iş hakkında bir şeyler yazmaya gelince üzerimde o kadar da kalıcı bir etki bırakmadığını farkettim.. Ama severek izledim aslında sağlam bir dizi.. Bilemedim şimdi..

.

Sense8

sense 8

İşte bu dizi sevdiklerimden biri oldu.. İkinci sezonu için sabırsızlandırdı beni en azından.. Dizilere başlarken genellikle çok fazla birikmemiş olanları seçmeye çalışıyorum.. Malum birikmiş diziler ekran başına kilitlemesiyle tüm sosyal yaşamımızı altüst edebiliyor bir anda.. Ama böyle bir nefeste bitiriverince de ağzım bir karış açık yeni sezon için deliriyorum işte..

Sense8 farklı bir konu.. Ya da en azından ben daha önce buna benzer bir şey izlememiştim.. Küme adı verilen ve her zaman her yerde birbiriyle iletişime geçebilen ya da birbirinin vücudunu kullanabilen (inanın nasıl anlatabilirim hiç bilmiyorum bunu) sekiz kişinin hikayesi.. Anlatılabilecek türden değil açıkçası.. Böyle doğasütü şeyleri seviyorsanız falan bir bakın bence.. Neyini sevmedin derseniz herkes her yerde zaman mekan tanımaksızın ingilizce konuşuyor.. Hepsi farklı ülkelerden olmalarına rağmen.. Tamam birbirlerinin akıllarını okuyabiliyorlar ve ingilizce konuşmak kolaylarına geliyor diyelim ama arada bir de başka dilde konuşsalardı mesela.. Ama siz buna takılmayın güzel dizi..

.

The100

the100

İki sezonu devirmiş üçüncü sezon onayını ise almış durumda olan bu diziye çok önyargılı başlamıştım aslında..  Tüm dünyada yaşanan nükleer savaşlardan sonra bir grup insanoğlu yaşanamayacak hale getirdiği yeryüzünden ayrılarak bir uzay gemisi ile kendilerini uzaya bırakır ve dünya kendini yenileyinceye dek orada beklemeye başlarlar.. Ama aradan geçen onca zamandan sonra -bir kaç yüz yıl mı hatırlayamadım tam- artık uzay aracında yaşam için gerekli olan kaynaklar tükenince dünyanın yaşanabilir olup olmadığını öğrenmek için idam mahkumu olan 100 genci dünyaya geri göndermek mecburiyetinde kalırlar.. Yani bir anlamda ısız adaya düşen gençler gibi bir konsept.. İlk üç bölüm biraz zorlandım sanki hatta bırakıyordum sonra git gide bağlandım.. Böyle hikayeleri seviyorum işte.. İkinci sezon finali ise merak uyandırıcıydı.. Güzel dizi bakalım bozmazsa..

.

iZombie

izombie

iZombie benim yarıda bıraktığım nadir dizilerden biri oldu.. Komedi dizisi aslında.. Her bölümde yeni bir cinayet vakasının çözülmesi.. Şu an ikinci sezon devam ediyor.. Ben ikinci sezon ortasında pes ettim, baya da dayanmışım.. O kadar güzel dizi varken elim gitmedi açıkçası.. Sıradan izle unut dizilerden biri bana göre..

.

True Detective

true detective 2

Gelelim True Detective’in ikinci sezonuna.. Sanırım birinci sezondan hiç bahsetmemiştim burada ama çok sevdiğim diziler arasına baş köşeye oturmuştu.. İkinci sezon ise tamamen farklı bir hikaye ile farklı oyuncularla başladı ve bitti.. İkinci sezona birinci sezondan bağımsız olarak baktığımızda güzel bir polisiye dizisi olarak düşünebiliriz belki.. Ama ilk sezon ile karşılaştırdığımızda ne yazık ki çok sönük kalıyor bana göre.. Bir çok kişi de benimle aynı fikirde sanırım.. Aradaki uçurumun en büyük sebebi ise bana kalırsa hikaye.. İlk sezonun hikayesi cezbediciydi bu kez ise biraz zorlama bir hikaye izledik.. Oyuncular sayesinde izlettiren bir sezon oldu daha çok.. Onun dışında müzikler ve Lera Lynn şarkıları çok iyiydi.. Son bölümde hüngür hüngür de ağladım ben ama.. İşte dedim ya ilk sezonun yanında vasat.. Yoksa kötü değil..

.

You’re the Worst

worst

Bölüm süreleri kısa olan dizilere karşı zaafım var.. Bir bölüm yirmi dakika.. Süper.. Kafa dağıtalım unutalım dizilerinden.. Çevrelerinde korkunç kişilikleri ile bilinen iki kişinin birbirini bulması eğlencesi diyebilirim.. İlk sezon su gibi birbiri ardına tüm bölümleri izledim.. Ama ikinci sezon biraz daha ite kaka gitti yine de iyiydi.. Erkek karakteri de sevdim.. Espriler güzel.. Bakalım üçüncü sezon nasıl olacak..

.

Mozart in the jungle

mozart in the jungle

Dün gece başladım bu diziye ama hemen buraya koymak istedim.. Malum bir gidersem dönmem uzun zaman alacak.. Yalnızca üç bölüm izledim bir bölüm 25 dakika.. -Oleyy!!- .. New York senfoni orkestrasının başına dahi olarak adlandırılan genç bir şef gelir.. Aslında hiç bir alakası olmasa da bana Beethoven Virus adlı kore dizisini hatırlattı.. Ama içerik olarakalakasız.. Tek benzerlik klasik müzik ve orkestra etrafında dönüyor olması.. İlk üç bölüm çok iyiydi.. Elimde fazla olmadığı için üç bölüm ile kaldım aslında yoksa başından kalkamadan bir sezonu devirebilirdim gibi bir his var içimde.. İzleyin bu diziyi.. İkinci sezon onayını da almış ve yakında yeni bölümler de gelecek..

.

Friends

friends

Tekrar izliyorum evet.. Tekrar tekrar da izlerim.. Şurada bahsetmiştim kısaca.. İlk izlediğimden bu yana ara sıra bir iki bölüm izlemiş olsam da ilk defa yeniden en baştan başladım.. Unutulmayacak, bir ömür kalbimde olacak dizilerden biri benim için. Bitmesin diye azar azar izliyorum valla.. İzleyin izleyin izleyin..

.

My Venus

my venus Ve son olarak bir Kore dizisi.. Pek beğenilmemiş diye duymuştum ama tabi ki söz konusu So Ji Sub olunca gerisi teferruat.. Shin Min Ah’ı da görmezden gelemeyiz tabi.. Çok çok uzun zaman Kore dizisi seyretmiyordum evet ancak çok  vülürse ya da çok sevdiğim bir oyuncu olursa izleyesim geliyor.. Eskilerin yerini dolduramıyorlar artık.. E o kadar çok dizi çekiyorlar ki konu kıtlığı olması da doğal tabi artık.. Neyse.. So ji ‘de yaşlanmaya başlamış bee.. Güzel dizi.. 4 bölümcük izledim daha.. Romantik-komedi şişman k ızın zayıflamasıhikayesi.. Seviyoruz ailecek…

 


 

Mutlaka izemelisiniz dediklerim; Sherlock ve Friends..

Güzel diziler dediklerim; Sense8, Mr. Robot..

Kafa dağıtayım diyorsanız; The 100, You’re The Worst, Mozart In The Jungle, My Venus..

Siz bilirsinizler; Heroes Reborn, True Detective..

Boşverin bu da eksik kalsın dediğim; iZombie..


Kısa kısa ancak bu kadar oldu işte.. Sevgiler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: