Song Of The Sea

afiş

Aylar sonra burada durmazsa olmaz dediğim bir film izledim dün akşam.. Animasyonlara bayılıyorum hele ki böyle görsel ziyafet olanlara.. Ailecek izlenebilecek keyifli bir an bile sıkmayan bir buçuk saatlik bir çizgi film..

la_ca_1202_song_of_the_sea

Evet biraz çocuksu belki ama çok güzel ve masalsı, büyülü bir hikaye.. Arşivde durması gerekenlerden. Çok çok beğendim. bilginize. Görüşmek üzere..

14

Reklamlar

Diana Wynne Jones ♥ Sarılmalık Kitaplar

Hayao Miyazaki hayranlığımdan daha önce defalarca bahsetim ama Yürüyen Şatoya olan hislerim hepsinin kat be kat üzerindedir sanırım defalarca izledim, izlerim.. Buna rağmen bunca zamandır Yürüyen Şato’nun Diana Wynne Jones’un kitaplarından uyarlama olduğunu farkedememiş olmama ben de baya bir şaşırdım doğrusu.. İthaki yayınlarının Yürüyen Şato, Uçan Şato ve Sihirli Ev olarak bastığı üç kitaba İlknokta’da oldukça ucuz olarak rastlayınca bir de o sıra kargo bedava olunca hemen siparişimi verdim tabi ki! buradaki seti kaçırmamanızı tavsiye ederim.. Kitaplarım elime ulaşalı uzun zaman oldu ancak finaller yüzünden kendimi uzak tutmaya çalışıyorum -ah o finaller!- Buna rağmen yürüyen şatoyu bir kaç saat içerisinde yuttum ve sonrasında kendisine bir süre sarılmak zorunda kaldım.. Böyle sevdiğim kitaplar bitince çok üzülüyorum..

Aynı yazarın bir de Hayaletin Zamanı adlı bir kitabı daha var onu da ele geçirmem gerek..

Şimdide gözüm yine İthaki’den çıkan bu Tolkien seti‘nde.. Daha önce altıkırkbeş tarafından basılan tolkien kitapları artık İthaki yayınlarından çıkmaya başladı.. Setin içindekilerin bir kaçının bende olmasına rağmen bunun tamamını almam gerek.. Neredeyse rüyalarıma girecek..  Ayrıca altıkırkbeş’ten çıkan Hobbit’e bayılıyor olmama rağmen Silmarillion hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim..  Bir de lafı gelmişken Hobbit’in filmi ne zaman vizyona girecek artık beklemekten bir hâl oldum :(

Bu türü seviyorsanız hiç düşünmeyin alın bu kitapları; okurken ara ara koklamayı, sonra da sıkıca sarılmayı unutmayın ama..

 Çok güzel harika ötesi bir masal setinden bahsetmek istiyorum bir de.. ama bir süre uyumam lazım şimdilik artık bir başka sefere..

Dünya sana hediye sunmaz, inan bana. Bir yaşam istiyorsan, çal onu.

°uzun zaman oldu yazmayalı.. aslında taslaklarda unuttuğum  bir şeyler vardı… ama  başka sefere artık.. bu sıralar tek bir şey izlemiyorum.. daha doğrusu bir şeye başlayıp bitirebilmek gibi bir fırsatım olmuyor.. bazıları yarım kalıyor, bazen o yarım kalanlar özlenmiyor.. unutuluyor.. ama bu bahsedeceklerim yarım kalanlar değil.. uzun zaman geçmiş olmasına rağmen henüz bitiremesem de boş zamanlarımda yine bunların başına geçiyorum ben.. bitirip yazacak kıvama gelebilmem çok uzun zaman alabileceğinde kısa kısa bir kaç cümle kurmak istedim..

BEHZAT Ç. – Bir Ankara Polisiyesi

evet ben de onlardanım ve bu konuda çok mutlu ve gururluyum.. Behzat Ç. son yıllarda neredeyse iyice kurumuş olan yerli yapım sevgimi yeniden yeşertti denilebilir.. malum bizim diziler 90 dakika.. izle izle bitmiyor derecesinde.. buna rağmen bölümleri peşpeşe izliyorum.. durduramıyorum kendimi o safhaya ulaştım.. hayranlığımın boyutu biraz fazla aştı yine.. hatta bayram tatilinde maaile Behzat Ç. izledik..  doğallık diyorum sonuç olarak, o olunca gerisi geliyormuş işte.. bir de bilmem belki iki sahne arası bir Ankara havası duyma k hoşuma gidiyor -Ankaralı sayılırım da ondan olabilir diyorum yani- :) şimdi aklımda kitapları var, girdiğim ilk kitapçıda Emrah Serbes kitapları arayacağım sanırım.. her sahne, her karakter ayrı benim için.. hatta bazıları var ki, var işte onlar.. izlemeyin sakın Behzat Ç.’yi paylaşmak istemediklerimden biri yine.. ayrıntıya girmek isterdim ama bloguma bakış açınızın değişmemesi için vazgeçtim :) hastasıyım diyor ve susuyorum.. tamam sustum..

My Princess

ve bir kore dizisi yine.. aslında son zamanlarda daha doğrusu okul açıldığından beri bir şey izleyemedim doğru dürüst.. My Princess’de uzun zamandır arşivimde olmanın yanı sıra başlayalı uzun zaman olmasına ve aslında gayet eğlenceli ilerlemesine rağmen bir türlü sonunu getiremediğim bir dizi.. ama bu hafta bitiririm diye umuyorum.. klasik bir hikaye ve bunu güzel bir şekilde yansıtıyor.. yani prenses hikayelerinde aradığımız o süslenelim, güzelleşelim olayı mevcut.. ayakkabılar, kıyafetler göz zevkime hitap ediyor.. Kim Tae Hee ile aramız fena değil.. Song Seung Hun ile bu dizide tanıştım ama kısa sürede fena halde kaynaştığımızı söyleyebilirim ;) ayrıca ben onu Lee Joon Hyuk’a inanılmaz derecede benzetiyorum.. hatta afişe ilk baktığımda o sanmıştım sanırım ama değilmiş.. eğlenceli bir yapım yani tavsiye ederim.. ama bir yan oyuncu var ki yani tanımadığı birinden bir insan ancak bu kadar nefret edebilir..  iki numaralı bayandan bahsediyorum.. yani diyorum ‘Allah yaratmış Nilü, sakin ol.. o da bir insan..’ falan filan ama yok laf geçiremiyorum kendime ya.. tiksiniyorum resmen tövbe tövbe.. neyse..

Sekaiichi Hatsukoi

geldik bir animeye.. son zamanlarda adını sıkça duyduğum Sekaiichi Hatsukoi bir yaoi.. eğlenceli ve iki sezondan oluşuyor.. bilmiyorum devamı gelecek mi çünkü ben daha 2. sezona yeni başladım.. ilk sezonu çok hızlı bir şekilde geçtim fakat nedense bende büyük bir heyecanla devamını izleme isteği uyandırmadı.. ilerleyen bölümlerde daha iyi olacağını düşünüyorum.. fansub çalışması henüz tamamlanmadığı için izlemekte aceleci davranmıyorum ve bir süreliğine askıya aldım.. bir Jonjou Romantica olamamasına rağmen izlediğim en iyi yaoi lerden biri.. “kaç tane izledin ki?” diye sorarsanız açıkçası pek de fazla değil:) ama güzel olduğunu söyleyebilirim yine de.. üç farklı çift’in hikayesi var.. biraz da yanlış anlaşılma dolu, ilerlememesine sebep olan da sanırım bu benim gözümde.. yine de bitirmeyi düşünüyorum.. sevdim yani sadece çok çok sevmedim ama sevdim :)

şimdilik bu kadar.. görüşmek üzere..

Lovely Complex ^^ nasıl şimdiye kadar bahsetmedim??

bir anime izledim geçenlerde Bokura ga ita.. ondan bahsedecektim aslında bugün.. görsel toplamak için oradan oraya zıplarken Lovely Complexe rastladım.. geçen yaz izlemiştim bu ikisini.. ve şimdi resimleri görünce bile kahakalarımı tutamadım.. çok eğlenmiştim izlerken.. uzun zamandır böyle güzeline de rastlamadım zaten..

sonra dedim Bokura Ga ita’da neymiş bunlar dururken bundan bahsetmeye karar verdim.. baş kahramanlarımız uzun  boylu bi kız olan Koizumi ile kısa bir erkek olan Otani.. bu iki arkadaş lise başlayınca aynı sınıfta olmalarından dolayı tanışırlar ve boy farkları yüzünden okulun Komedi ikilisi olarak anılmaya başlarlar..

aslında ikisinin de boyları ile ilgili kompleksleri vardır.. zamanla aslında ne kadar da uyumlu olduklarını farkederler ve çok iyi arkadaş olurlar.. tabi bu arada o kadar komikleşirler ki.. sürekli birbirlerine sataşırlar.. gülmekten öldürürler.. bir de arkadaş çevreleri var tabi ki onlarda oldukça komik.. neyse bu iki arkadaşın zmanla duyguları değişmeye başlar ve olay arkadaşlık boyutunu birazcık aşar..

ya sırf şu çizimlere bakmak bile beni güldürmeye yetiyor.. canınınz gülmek istiyorsa ve hala bu animeyi izlemediyseniz mutlaka seyredin.. ya bu aralar benim karşıma hiç de iyi animeler çıkmıyor doğrusu.. biraz tavsiyeye ihtiyacım var sanırım..

Jonjou Romantica ^^ evet söylendiği kadar iyi

bir ay kadar kısa bir süre oldu bu seriyi izleyeli.. iki sezon ve onikişer bölümden oluşuyor.. bir çırpıda bitip gidiveren türlerden.. evet bu bir yaoi ve izlediğim ilk yaoi.. bu türe karşı bir önyargım varmıydı diye sorarsanız belki çok çok azıcık.. ama bu seri sayesinde tüm önyargılarımdan kurtulduğumu söyleyebilirim.. tabi ki bu Jonjou Romantica’nın yapısından kaynaklanıyor büyük bir ihtimalle.. oldukça romantik ve saf bir havaya sahip çünkü..

üç farklı çift ve üç farklı hikayeden oluşuyor.. ufak kısımlarda birbirleriyle kesişsede bu durum hikayeleri pek etkilemiyor ve hepsi kendi seyrinde ilerlemeye devam ediyor.. her zaman ki gibi eğlenceli ve ferah çizimlere sahip.. bu animeden bahsetmek için niye bu kadar bekledim bilmiyorum ama atlayıp gitmediğim için mutluyum..eğer romantik-komedi türündeki animelerden hoşlanıyorsanız bir de bu türü denemenizi öneririm.. devam etmesini isterdim.. çok ama çok eğlenerek izledim..

bu aralar bu türde bir-iki kısa manga okudum.. yakında onlardan da bahsedicem..

ouran high school host club ^^

uzun zamandır izlenilmeyi bekleyen bir animeydi ouran.. ama izledikten sonra yazasım bile gelmedi açıkçası.. öncesinde yazmak istediğim film ve başka diziler var.. ama önce şundan bir kurtarayım kendimi de eğlenceliler sona kalsın diye düşündüm.. bu sözcüklerimden anlaşılacağı gibi umduğumu bulamadım açıkçası..toplam 25 bölüm yine..  zengin öğrencilerin okuduğu Ouran Lisesinde eğlenmek ve kızları eğlendirmek amaçlı kurulan bir konuk kulübü var.. bu kulüpteki karakterler çok şirin.. hepsinin kendine özgü bir havası var..  ve bir tesadüf sonucu erkeğe benzeyen burslu bir kız da konuk kulübüne dahil olmak zorunda kalıyor.. aslında buraya kadar yüksek bir potansiyeli var gibi.. beni tatmin etmemesinin sebebi ise süreklilik gösteren bir konunun olmaması.. her bölümde farklı olaylar yaşanıyor.. işte bunlar beni eğlendirmekten çok, saçma olduğunu düşünmeme sebep oldu.. karakterlerle ne kadar ısınsam bile olay örgüsü daha farklı olsa çok daha tatmin edici olabilirdi..

yakışıklıları toplayıp  gerçekleştirilen etkinlikler ilgi çekmekte zorluk çekmiyor hiçbir zaman.. karakterler ne kadar saf ve komik olsalar bile kızları eğlendirmekten iyi anlıyorlar.. dediğim gibi ana tema güzel ama gereksiz karakterler, abartılı tavırlar, hatta alice harikalar diyarında teması ile görülen bir rüya.. bir anda olayları bunaltıcı bir havaya sürüklemiş..  bu saçma sapan şey de ne demekten kendimi alamadım bir türlü..
çok ama çok boş vaktiniz varsa bir göz atabilirsiniz.. ne kadar ben beğenmesem de sevenleri de görmezden gelinemeyecek sayıda.. çizimler harika, gül yaprakları oradan oraya savruluyor ve mavi bir gökyüzü tabi ki hazırda bekliyor :)

izlediğim diziler sırada bekliyor.. bu aralar pek yazasım gelmiyor ama:( yine de çabalayacağım..

fighting! nilü..

kimi ni todoke ^^ sana ulaşmak..

uzun zamandır anime izleyemiyordum.. en sonunda kuzenim melike ile oturduk indirdik binbir zorlukla ve başladık 25 bölümlük bu animeyi izlemeye.. bu tabi yaklaşık 2 ay önceydi.. aslında bahsetmeyi düşünmüyordum kendisinden ama bu aralar o kadar sık karşıma çıkıyor ki bloglarda, bahsetmem gerektiğini düşündüm..

hatta filmi çekilicekmiş yakında, eymasar söyledi :) genel olarak okuduğum bütün yorumlar pozitif yöne yazılmış beğenmedim diyen göremedim bi türlü.. bu da beni yazmaya iten asıl sebep işte.. çünkü ne kadar 25 bölümü izlemiş olsam da beni hiç ama hiç tatmin etmedi..

lisede geçen bu anime romantik-komedi türünde.. Sawako isimli bi kızın etrafında dönüyor olay.. asıl konu Sawako’nun yapısı.. ne kadar arkadaş canlısı olsa da, o kadar çekingen ki liseye kadar gerçek anlamda tek bir arkadaşı bile olmamış.. hata çevresinde ki herkes onu kötü şansa getirdiğine ve ruhlarla konuştuğuna inanıyor.. aynı sınıfta okuduğu Kazehaya ise onun tam tersi karakterde oldukça popüler olan bir öğrenci.. fakat buna rağmen oldukça mütevazi ve sevecen.. nasıl olmuşsa olmuş ve Kazehaya Sawako’ya ilgi duyuyor..zamanla Kazehaya’nın yardımları ile Sawako insan içine çıkmaya başlıyor.. ve yeni arkadaşlar ediniyor.. allahtan şu arkadaşalr var etrafta, onlar olmazsa çekilmez zaten olay.. arkadaş takımı eğlenceli ve ortada normal insanlar olduğunu görmek kabak tadını gidermede oldukça etkili..  tüm konu bu çevrede geçiyor.. Sawako’nun ruh halini yakından inceleme imkanı buluyoruz.. falan feşmekan..şimdi asıl konuya gelelim ben niye beğenmedim.. bir kere kız o kadar saf ki ıykkk dememe  sebep oldu bir süre sonra.. komik ve eğlenceli kısımlar var tamam çöpe atamam tüm bunları ama şöyle uzaklaşıp geriye bir baktığımda ben de pek de olumlu bir intiba bırakmadı.. seveni çok orası ayrı ama sevmedim ben.. çizimler harika her zaman ki gibi laf yok.. ama bide öyle bir sonu var ki “bu kadar mı?” dememize sebep oldu.. bu son zaten tüm pozitif hislerimi bir anda yok ediverdi.. işte böyle.. izleyen izlesin seven sevsin…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.