Bizim Büyük Çaresizliğimiz ¨ Kitap vs. Film

20140319_085204000_iOS

Bu yazım bir kitap ve film uyarlaması üzerine olacak.. Barış Bıçakçı’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz kitabı 2004 yılında basılmış film ise 2011 Seyfi Teoman yapımı.. Son zamanlarda Barış Bıçakçı’nın sürekli gözüme çarpması sonucu bir internet alışverişinde artık yeter diyerek aldım kitabı.. İletişim yayınlarından 167 sf. etiket fiyatı 15 TL.. Okumaya başladıktan sonra bitirmem 2 haftayı rahat buldu sanırım..  Kitap bittiği gibi de oturup filmini izledim tabi..

4dc56d0ae1f6e77549a1c1aed0a84b58-crop

Aslında bir solukta okunabilecek incecik bir kitap ama bilmem belki de  içinde ki duygu yoğunluğu her kelimeyi her cümleyi sindirme isteği su gibi akmasını engelledi bende.. Belki bir de günlük yaşamın koşuşturması ve kavgaları içinde huzur ortamı oluşturamadığımdan bu sıralar kendime..

4dc56d0ae1f6e77549a1c1aed0a84b58-crop2

İçinize işleyen, duygulandıran, biraz meraklandıran en çok düşündüren bir kitap.. Barış Bıçakçı’nın tüm kitaplarını okumalı onlara sahip olmalıyım hissi uyandırıyor açık bir şekilde.. Kitap “o oldu bu oldu” şeklinde değilde daha çok iki yakın dosttan birinin diğerine yazdığı bir mektup gibi kaleme alınmış.. Bu da ayrı bir güzellik katmış kesinlikle..

Filme gelecek olursak birebir  kitabın aynısı olduğunu söyleyebilirim.. Ama önce kesinlikle kitap okunmalı bence.. Kitabın aksine Çetin karakteri filmde beni daha fazla ele geçirdi.. Ender ise belki de beklediğimden biraz farklıydı ama filmi izlerken evet aslında tam da böyle olmalı dedim kendime.. Bilmiyorum filmi izlerken karakterlerini içinden geçenleri bilmiyor olsam da bu kadar etkileyici olur muydu benim için? Muhtemelen olmazdı!

Kitap ne ile ilgili diye sorulduğunda “İşte iki dost aynı kıza aşık oluyor bla bla” diye cevap veren birini olurda duyarsanız afedersiniz ama sizden o kişiye 2 tane patlatmanızı rica edeceğim.. -Evet bazı durumlarda şiddete karşı değilim- Tekrar okunması gereken kitaplarımdan biri olarak bir süreliğine kütüphanemin rafına kalkıyor kendisi.. Tavsiye..

Kardeş Payı

KAardeşPAyı

Haftanın en en en güzel gününde  dün gece 3. bölümüyle 00.30’a kadar beni ekran başına kilitleyen Kardeş Payı’ndan sıcağı sıcağına bahsetmek istiyorum..

Evet bende bir İşler Güçler bağımlısı ve hayranıydım.. Dizi bitince içimi derin bir hüzün kaplamıştı.. Bu ikili kendilerini fazla özletmeden yeni bir yapımla ve büyük oranda eski kadro ve ekip ile ekranlara geri döndü..

kardeşpayı

Açıkçası fragmanı ilk izlediğimde bu nasıl bir şeydir yahu diye bir düşünce zuhur etti.. Bende Özledim gibi bir hayal kırıklığı yaşamamak için -Başta iyi olacak gibiydi o dizi de ama şu an diziden aklımda kalan tek şey Leyla ile Mecnun’un finali!!- bu kez beklentimi fazla yüksek tutmamaya karar vermekle birlikte dizinin ilk bölümün yayınlanacağı saat büyük bir merak içerisinde ekran karşısına geçtim..

kardes_payi

Ve ilk bölümden bu yana en ufak bir hayal kırıklığı yaşatmadıklarını kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim.. Eskiden olsa sabahlara kadar oturan ben çalıştığım dönemlerde erken uyumaya çalışıyorum Kardeş Payı ise saatler 22.30 ‘u göstermeden yayına girmiyor ne yazık ki.. Buna rağmen uykusuzluğa kesinlikle değiyor..

Yalnız gözümün Sadi Celil Cengiz’i aradığını da belirtmeliyim.. Seda Bakan ise Behzat Ç. ile gönlümde ayrı bir yeri zaten vardı.. Ama Feyyza karakteri Seda için biraz fazla mı çatlak henüz karar veremedim.. Zamanla birbirimiz  daha da ısınacağımızı umuyorum..

Dizinin her her her şeyine bayıldığımı söylemekten başka yapacak bir şey yok.. İşler Güçler’den tamamen farklı ve tekrara düşmeyen, zeki esprileri ile güldürüp düşündüren bu kadroya bayılmamak mümkün mü? Babam bile izliyor ne diyeyim daha..

Şimdiden fena halde bağlanmış durumdayım.. 10 numara 5 yıldız bir yapım diyerek bitiriyorum umarım başından sonuna böyle devam ederler.. Bir Ahmet Kural’dan Haydar Haydar’ı eklemesem olmayacak çok güzel söylemiş..

Bu Aralar Takip Ettiğim Yerli Diziler

Made with Repix (http://repix.it)

Kısa bir aradan sonra herkese merhaba! Kısa dediğim 2hafta olmuş ama benim için kısa sayılabilecek bir zaman dilimi.. Bugün bir şeyler yazmak istedim ama ne yazacağıma bir türlü karar veremedim.. Dün akşam ki Merhamet’in yeni bölümünün de etkisiyle bir Merhamet incelemesi hazırlamayı düşündüm sonra yazı bu aralar takip ettiğim yerli dizilere dönüştü.. Neyse işte ben bu aralar hangi yerli dizileri izliyorum söyleyeyim..

1. MERHAMET:

Made with Repix (http://repix.it)

İlk sırada deli gibi bağlandığım Merhamet’ten bahsetmek istiyorum.. Behzat Ç. den bu yana böyle beklediğim bir dizi olmadı.. Hatta bence son yıllarda çekilen en iyi yerli yapımdır kendisi.. Ben uzun zamandır yerli yapımları pek takip etmiyorum.. Hani öyle çok ayılıp bayılmam gerek bir diziyi her hafta gününde saatinde beklemek için.. Yoksa hepimiz yaptığı gibi denk gelirse bakarım.. Uzun lafın kısası bayadır bir dizinin günü gelsin de izleyeyim diye beklemedim.. Her her her şeyi harika.. Ben 2. sezonda takip etmeye başladım ama birinci bölümden açıp baştan sonra tekrar izlemeyi planlıyorum..

Made with Repix (http://repix.it)

Favori çiftim tabi ki Deniz ve Sermet.. Özellikle Deniz bir anda bir sahneyi alıp bambaşka yerlere çıkarıyor ama her karakter ince ince işlenmiş kesinlikle.. Bir anda gülerken bir anda gözleriniz doluyor.. Siyah beyaz diye bir şey yok dizide belki de herkes bizim gibi biraz iyi biraz kötü.. Çok kızıyorsun nefret ediyorsun birinden, sonra da bir şey oluyor acıyorsun haline.. Saatlerce her bölümle ilgili konuşabilirim anlayacağınız.. Özenilerek yapıldığı çok belli.. Tek bir gereksiz sahne yok belki de.. Hani böyle saatler süren bakışmalar vakit doldurmak için çekilmiş sahneler olur ya bizim dizilerde illallah çektirir, vakit kaybından başka bir şeye yaramaz, işte onlar yok.. Baştan sona her anı izlenilmeye değer.. Favorim açık ara Merhamet..

Made with Repix (http://repix.it)

2. GÜNEŞİ BEKLERKEN:

Başta BOF çakması gibi görüp ne kadar önyargılı yaklaşsam da ilerleyen bölümlerde BOF’tan tamamen sıyrılıp farklı bir yola girdi bu dizi.. Ergenler, lise saçmalamaları diye burun büksemde biraz yeni yüzlerle ve aşk, eğlence, arkadaşlık diyerek beni kandırdı sonunda.. Çok heyecanlı olmasam da diziyle ilgili bu sıralara izlemeye değer bulduğum bir dizi.. Tabi “bugün bir Kerem Bursin havuzdan çıktığında…..” gerçeğini de görmezden gelemeyiz sanırım :) Kısacası eğleniyorum izlerken, keyifli vakit geçirmek için izlenir..

Made with Repix (http://repix.it)

3. ARAMIZDA KALSIN:

Her sezon illa ki bir aile dizisi bulunur kanallarda bu da o kontenjandan bu listeye girdi.. Konu bazen daraltsa da bunaltsa da Binnur Kaya’nın muhteşem oyunculuğu izlettiriyor.. Çok gülüyorum izlerken, sevemediğim tek şey Yadigar karakterini canlandıran Gökçe Bahadır sanırım.. Rolüne uygun bulmuyorum kendisini pek kıyafetleri, saçı, makyajı da pek bu role gitmiyor.. Onun dışında ailenin kızlarına özellikle Mahir-Arife çiftine bayılıyorum.. İzlenmeye değer bir dizi..

Made with Repix (http://repix.it)

4. MEDCEZİR

Pek takip ediyorum denilemez aslında ama izliyorum işte.. Oyalanacak daha iyi bir şey bulamıyorum genelde Cuma akşamları.. Mira’ya Yaman gıcık ola ola izliyorum.. The O.C’yi baştan sona olmasa da izlemişliğim vardır.. Seth’i çok beğenirdim hatta o zamanlar en yakın arkadaşım da Adam’ı beğenirdi.. Güzel günlerdi işte şimdi tadı yok :P

Made with Repix (http://repix.it)

5. SEKSENLER:

Geçen sezon daha sıkı takip ettiğim bir diziydi bu sezon boşladım biraz.. Annem de bir seksenler hastası olduğu için başladım aslında.. Genel olarak kaliteli bir dizi.. Kavuşamayan aşıklar, hayat şartları, parasızlık..

Made with Repix (http://repix.it)

6. OSMANLI TOKADI:

Tarihi bir komedi olmasıyla belki de bir ilk bizim için..  Yeniçerilere çok gülüyorum özellikle Doğan Bey’in sinirli halleri.. Her bölümünü düzenli takip edemedim ama çok beğendiğim bir yapım Osmanlı Tokadı hatta düzenli izliyor olsaydım bu listede rahatlıkla 3 numara olurdu.. İsmail Hacıoğlu ve Vildan Atasever de bence çok yakışmışlar bu diziye.. Gerçeküstülük , macera, romantizm, komedi ve dram çok iyi dengelenmiş.. Bence izleyiciden hakettiği ilgiyi göremiyor.. İzlemediyseniz şöyle ilk bölümden açıp bi şans verin bence..

Made with Repix (http://repix.it)

7. BENİ BÖYLE SEV:

Son olarak da bahsetmeye değer gördüğüm Beni Böyle Sev var.. İlk sezonu bir harikaydı, mükemmeldi.. İkinci sezon da biraz tekrara düşmeye başladı benim için sıkılmaya başladım.. Favori karakterim ise Nezih’ti :( Nezih gittikten sonra elim gitmedi hiç.. Tadı kaçtı benim için.. Oysa ki o Nezih-Reyhan çifti nasıl tatlıydı tam anlamıyla bir efsaneydi.. Ayşem-Ömer’de tatlı ama biz Türk Milleti kavuşamayan aşıklara her zaman daha çok bağlanmaz mıyız zaten? Bundan sonra denk geldikçe bakacağım bir dizi oldu sanırım.. Ah Nezih niye gittin ki? :(

Bugün aklıma gelenler bunlar.. Tahminimden uzun bir yazı oldu.. Merhametle ilgili dediğim gibi 40 gün 40 gece daha konuşurum ama belki başka sefere..

Sizin tavsiye ettiğiniz/mutlaka izlemelisin dediğiniz neler var?

Kaybedenler Kulübü ∞ Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki?

resmi sitesinde şöyle anlatmışlar filmin konusunu:

“Alternatif kitaplar basan bir yayınevinin sahibi olan Kaan (Nejat İşler) ile Kadıköy’de bar işleten, çok sıkı bir plak ve efemera koleksiyoneri olan Mete (Yiğit Özşener), 90’lı yılların ikinci yarısında, sanki bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış ve kimsenin bundan haberi yokmuş gibi bir radyo programı yapmaya başlarlar. Yaptıkları program zaman içinde hem onların hem de dinleyenlerin hayatını değiştirecektir. Programın şöhreti hızla yayılırken Kaan ve Mete eski hayatlarına aynen devam ederler. Her gün başka kadınlarla yalnızlığını gidermeye çalışan Kaan, aradığı aşkı Zeynep’de (Ahu Türkpençe) bulur ve aralarındaki hayat görüşü farklılığına rağmen bu aşkı tutkuyla yaşamaya çalışır;… Bu arada herkesin ‘kendi kaybını’ bulduğu ‘Kaybedenler Kulübü’, toplumun farklı kesiminden insanları biraraya getirerek adeta bir ‘ortak mahalle’ de buluşturur. Kendi yalnızlıklarıyla bile dalga geçen, sisteme her gün başkaldıran,  hayatın kıyısında yaşayan Kaan ve Mete’nin renkli hayatlarını yansıtan programın tutkunları, ‘Kaybedenler Kulübü’nün üyeleridir artık.”

bir ara Tumblr ahalisi takmıştı bu filme, izleyince anladım neden olduğunu.. takılacak bir film hakikaten.. açıkçası bu kadar etkilemesini beklemiyordum beni bir Türk filminin.. gişe işin yapılmış ucuz filmler yüzünden sanırım ön yargımdan kurtulabilmiş değilim henüz.. isimlerin, mekanların, hikayenin gerçek olması çok daha etkileyici kılıyor bu filmi benim için..

 radyo kayıtları dinlenerek seçilmiş çok güzel replikler var.. ama herkes beğenmiyor filmi söyleyeyim.. ama güzel film.. çok güzel.. 6.45 yayınlarına özel ilgisi olan biri olduğumdan belki de.. bilmiyorum..

eğer çok sevdiysen diyor.. eğer çok sevdiysen..

oysa bilmiyor ki, sevmekte bir âna ait!

Dünya sana hediye sunmaz, inan bana. Bir yaşam istiyorsan, çal onu.

°uzun zaman oldu yazmayalı.. aslında taslaklarda unuttuğum  bir şeyler vardı… ama  başka sefere artık.. bu sıralar tek bir şey izlemiyorum.. daha doğrusu bir şeye başlayıp bitirebilmek gibi bir fırsatım olmuyor.. bazıları yarım kalıyor, bazen o yarım kalanlar özlenmiyor.. unutuluyor.. ama bu bahsedeceklerim yarım kalanlar değil.. uzun zaman geçmiş olmasına rağmen henüz bitiremesem de boş zamanlarımda yine bunların başına geçiyorum ben.. bitirip yazacak kıvama gelebilmem çok uzun zaman alabileceğinde kısa kısa bir kaç cümle kurmak istedim..

BEHZAT Ç. – Bir Ankara Polisiyesi

evet ben de onlardanım ve bu konuda çok mutlu ve gururluyum.. Behzat Ç. son yıllarda neredeyse iyice kurumuş olan yerli yapım sevgimi yeniden yeşertti denilebilir.. malum bizim diziler 90 dakika.. izle izle bitmiyor derecesinde.. buna rağmen bölümleri peşpeşe izliyorum.. durduramıyorum kendimi o safhaya ulaştım.. hayranlığımın boyutu biraz fazla aştı yine.. hatta bayram tatilinde maaile Behzat Ç. izledik..  doğallık diyorum sonuç olarak, o olunca gerisi geliyormuş işte.. bir de bilmem belki iki sahne arası bir Ankara havası duyma k hoşuma gidiyor -Ankaralı sayılırım da ondan olabilir diyorum yani- :) şimdi aklımda kitapları var, girdiğim ilk kitapçıda Emrah Serbes kitapları arayacağım sanırım.. her sahne, her karakter ayrı benim için.. hatta bazıları var ki, var işte onlar.. izlemeyin sakın Behzat Ç.’yi paylaşmak istemediklerimden biri yine.. ayrıntıya girmek isterdim ama bloguma bakış açınızın değişmemesi için vazgeçtim :) hastasıyım diyor ve susuyorum.. tamam sustum..

My Princess

ve bir kore dizisi yine.. aslında son zamanlarda daha doğrusu okul açıldığından beri bir şey izleyemedim doğru dürüst.. My Princess’de uzun zamandır arşivimde olmanın yanı sıra başlayalı uzun zaman olmasına ve aslında gayet eğlenceli ilerlemesine rağmen bir türlü sonunu getiremediğim bir dizi.. ama bu hafta bitiririm diye umuyorum.. klasik bir hikaye ve bunu güzel bir şekilde yansıtıyor.. yani prenses hikayelerinde aradığımız o süslenelim, güzelleşelim olayı mevcut.. ayakkabılar, kıyafetler göz zevkime hitap ediyor.. Kim Tae Hee ile aramız fena değil.. Song Seung Hun ile bu dizide tanıştım ama kısa sürede fena halde kaynaştığımızı söyleyebilirim ;) ayrıca ben onu Lee Joon Hyuk’a inanılmaz derecede benzetiyorum.. hatta afişe ilk baktığımda o sanmıştım sanırım ama değilmiş.. eğlenceli bir yapım yani tavsiye ederim.. ama bir yan oyuncu var ki yani tanımadığı birinden bir insan ancak bu kadar nefret edebilir..  iki numaralı bayandan bahsediyorum.. yani diyorum ‘Allah yaratmış Nilü, sakin ol.. o da bir insan..’ falan filan ama yok laf geçiremiyorum kendime ya.. tiksiniyorum resmen tövbe tövbe.. neyse..

Sekaiichi Hatsukoi

geldik bir animeye.. son zamanlarda adını sıkça duyduğum Sekaiichi Hatsukoi bir yaoi.. eğlenceli ve iki sezondan oluşuyor.. bilmiyorum devamı gelecek mi çünkü ben daha 2. sezona yeni başladım.. ilk sezonu çok hızlı bir şekilde geçtim fakat nedense bende büyük bir heyecanla devamını izleme isteği uyandırmadı.. ilerleyen bölümlerde daha iyi olacağını düşünüyorum.. fansub çalışması henüz tamamlanmadığı için izlemekte aceleci davranmıyorum ve bir süreliğine askıya aldım.. bir Jonjou Romantica olamamasına rağmen izlediğim en iyi yaoi lerden biri.. “kaç tane izledin ki?” diye sorarsanız açıkçası pek de fazla değil:) ama güzel olduğunu söyleyebilirim yine de.. üç farklı çift’in hikayesi var.. biraz da yanlış anlaşılma dolu, ilerlememesine sebep olan da sanırım bu benim gözümde.. yine de bitirmeyi düşünüyorum.. sevdim yani sadece çok çok sevmedim ama sevdim :)

şimdilik bu kadar.. görüşmek üzere..

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.