Bir nefeste ∼ Game Of Thrones…

large

Ne zaman bir şey duysam kulaklarımı tıkadım, karşıma bir sahne  çıksa sayfayı kapattım, hakkında yazılan övgüleri okumaktan özenle kaçındım.. Ve tahmin edersiniz ki başaramadım.. Game of Thrones’a gönlümü kaptırmaktan kurtulamadım..

Bir süredir öyle uzun uzadıya ekran başına kilitli kalmamak adına iki sezondan fazla olan dizilere bulaşmıyor, hatta ingiliz dizileriyle gönül eğlendiriyordum ki nasıl olduysa oldu bir anlık zaafıma yenik düşerek hali hazırda 4. sezonunu doldurmuş olsa da ‘bi bakayım yaa! beğenmezsem kapatırım’ gibi kendimi kandırma cümlelerimle başlayıverdim.. Pişman mıyım? Asla yine olsa yine yaparım..

Ve koskoca dört sezon -ki bölüm başına 1 saatten 40 bölüm- u bir nefeste tükettim.. Hatta ‘Game Of Thrones getirin banaa…’ diye zırlayacak hale geldim.. Her bölüm mü heyecan! Her sezon mu şaşkınlık! Hiç bu kadar şaşırtıcı bir dizi izlediğimi hatırlamıyorum sanırım.. Ki şaşırtmasına 4. sezonda ancak alışmaya  başladım gibi hissediyorum, yavaş yavaş şaşırtmasına şaşırmamaya başladım gibi.. Kabullenene kadar canım baya yandı tabi..

Ben böyle dizilere bayılıyorum içim içime sığmıyor, izlerken ayaklarım yerden kesilip o dünyada yaşamaya başlıyorum resmen.. Ortalarda Valar Morghulis  diye diye dolaşıyorum daha ne olsun.. Her karakteri ayrı can, her sahnesi ayrı heyecan.. Ah ahh..

Bir nefeste bitirip 5. sezon için delirirken şimdi diyorum ki; iyi ki ilk sezon falan başlayıp sezonlar arası işkence etmemişim kendime.. Şimdi bile zor geliyor beklemek..

Game of Thrones’ta bitince boşlukta kalakaldım önerilere açığım.. Var mı “Bunu mutlaka izlemen lazım” diyen?

Reklamlar

Kardeş Payı

KAardeşPAyı

Haftanın en en en güzel gününde  dün gece 3. bölümüyle 00.30’a kadar beni ekran başına kilitleyen Kardeş Payı’ndan sıcağı sıcağına bahsetmek istiyorum..

Evet bende bir İşler Güçler bağımlısı ve hayranıydım.. Dizi bitince içimi derin bir hüzün kaplamıştı.. Bu ikili kendilerini fazla özletmeden yeni bir yapımla ve büyük oranda eski kadro ve ekip ile ekranlara geri döndü..

kardeşpayı

Açıkçası fragmanı ilk izlediğimde bu nasıl bir şeydir yahu diye bir düşünce zuhur etti.. Bende Özledim gibi bir hayal kırıklığı yaşamamak için -Başta iyi olacak gibiydi o dizi de ama şu an diziden aklımda kalan tek şey Leyla ile Mecnun’un finali!!- bu kez beklentimi fazla yüksek tutmamaya karar vermekle birlikte dizinin ilk bölümün yayınlanacağı saat büyük bir merak içerisinde ekran karşısına geçtim..

kardes_payi

Ve ilk bölümden bu yana en ufak bir hayal kırıklığı yaşatmadıklarını kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim.. Eskiden olsa sabahlara kadar oturan ben çalıştığım dönemlerde erken uyumaya çalışıyorum Kardeş Payı ise saatler 22.30 ‘u göstermeden yayına girmiyor ne yazık ki.. Buna rağmen uykusuzluğa kesinlikle değiyor..

Yalnız gözümün Sadi Celil Cengiz’i aradığını da belirtmeliyim.. Seda Bakan ise Behzat Ç. ile gönlümde ayrı bir yeri zaten vardı.. Ama Feyyza karakteri Seda için biraz fazla mı çatlak henüz karar veremedim.. Zamanla birbirimiz  daha da ısınacağımızı umuyorum..

Dizinin her her her şeyine bayıldığımı söylemekten başka yapacak bir şey yok.. İşler Güçler’den tamamen farklı ve tekrara düşmeyen, zeki esprileri ile güldürüp düşündüren bu kadroya bayılmamak mümkün mü? Babam bile izliyor ne diyeyim daha..

Şimdiden fena halde bağlanmış durumdayım.. 10 numara 5 yıldız bir yapım diyerek bitiriyorum umarım başından sonuna böyle devam ederler.. Bir Ahmet Kural’dan Haydar Haydar’ı eklemesem olmayacak çok güzel söylemiş..

The Carrie Diaries <3 kalp kalp kalp

gif

“Before there was sex, before there was the city. There was just me. Carrie, Carrie Bradshaw.”

diye başlıyor her bölüm.. Her bölümünü hevesle izliyorum.. Biriktirip izlemeye bayılsam da sabredemiyorum.. Evet benden bir dizi güzellemesi okuyacaksınız yine.. The Carrie Diaries son zamanların en iç açan, mutluluk veren dizisi olarak kayıtlara geçsin lütfen!

diaries

Eski bir Sex and The City izleyici falan değilim, yaşım tutmuyor.. Ama tabi ki biliyoruz az çok kim kimdir vs. Belki de bu yüzden dizide yadırgadığım hiç bir şey yok.. Bir Sarah Jessica olacak mı olmayacak mı umurumda değil – ki laf aramızda kendisinden pek haz etmem- .. Anna Sophia ise bu rol için bence biçilmiş kaftan.. Sarah’ın aksine çıtıpıtı, tatlı mı tatlı, güzel mi güzel..

kdyyshaw

Bir baksanıza hatuna kusur bulabilmek mümkün mü? Bu blogda sık olan bir şey değil bu aslında.. Nilü bir kadın oyuncyu beğeniyor, sorun bende değil arkadaşlar sorun kore dizilerine Lee Min Ho’nun yanına Park Shin Hye’yi koyanlarda.. Sorun So Ji Sub’la Gong Hyo Jin’i neysee tamam sinirlenmiyorum..

carie

Hele o kıyafetler, o elbiseler, o desenler, o iç açıcı huzur verici renkler yok mu! İzlerken tam anlamıyla bir göz ziyafeti ile karşı karşıyayız.. Gossip Girl’den sonra bu diziye el atan kadro yine harika bir iş çıkarıyor ortaya o kesin.. Ve kesinlikle Gossip Girl’ü aratmıyor.. Blogumda hiç bahsetmemiş olsam da- ya da etmiş miydim? bi kere etmişim.. Neyse işte..- sıkı bir Gossip Girl takipçisiydim ne kadar abartılı entrikalardan ara sıra bunalsam da bırakamadığım bir diziydi, biterken bir boşluğa düşmüştüm ister istemez.. Ama Carrie gelince yerine hiç aramadım hatta derin bir nefes aldım diyebilirim… 80’lerin masumiyeti bana bi yaradı açıkçası..

Read Before Use

Ve ve ve tabi ki diziyi alıp götüren kişiden bahsetmezsem olamaz olabilemez.. Yani Allah’ım neler yaratıyorsun demekten başka ne söylenebilir üzerine.. Ulan alem duruşuna yollar gidişine hayran be! Sebastian diyorum sen varsan gerisi teferruat.. 5 sezon 10 sezon farketmez.. Yakışıklı, karizmatik, zengin, romantik ve aşık..  Tamam bi Carrie Bradshaw değiliz belki ama Rabbim duy sesimizi..

large (1)

Arkadaşık, okul, aşk, eğlence tam anlamıyla bir gençlik dizisi işte.. Sevmemem için tek bir sebep bile yok sanırım.. Her bir karaktere ayrı ayrı bayılıyorum diyebilirim..walt bennet

Hele bir Walt olsun Bennet olsun bir de Larissa olsun.. Şu an 2. sezonda fazla bir şey olmadı yani en fazla 17 bölüm falandır bi bölüm 40 dk zaten su gibi akıp geçiyor zaman.. Yatağa girip sıcak bir içeçek eşliğinde izlemek büyük bir keyif.. Daha ne diyeyim lafı yavaştan bitireyim.. İzleyin izlettirmeyin.. Sonra Sebastian’ıma aşık olacaklar falan hiç gelemem dostlar..

Muster’s Sun _ Beşinci günün şafağında doğuya bakın..

postr

Başka bir şey istesem olacakmış diye düşündüm bu dizinin haberini ilk duyduğumda.. So ji Sub’u izleyecektik hem de bir romantik-komedi de.. İnanılmaz.. Resmen yüzyılın haberi gibiydi benim için.. Rüyalarımın gerçek olduğu andı.. vs. vs. vs.. Beklentilerimi yine de çok yüksek tutmadım.. Gerçi yanında Gong Hyo Jin vardı.. Her ne kadar bu kıza bayılmasam da tam beş tane dizisini izlemişim ve hepsini de beğendim.. Zaten son olarak Greatest Love ile rüştünü ispatlamış bir oyuncu daha nesini beğenmiyorsun derseniz.. Yeterince gözüme hitap etmiyo diyebilirim herhalde.. O kadar..gf1

Dizi sadece bir Romantik- Komedi değil aynı zamanda fantastik, bir de korku kısmı var tabi ama o kısım daha çok komedi ye kayıyor.. İlk 7-8 bölüm kadar daha çok fantastik kısmı ön planda.. Hayalet hikayelerine ağırlık verilmişken zamanla çiftimiz de birbirine karşı yavaş yavaş bağlanıyor.. Asıl ilgi çekici kısım bundan sonra başlıyor benim için..

4

So ji Sub -tabi ki- çok çok zengin bir iş adamı.. Soğuk, maddiyatçı, işten başka bir eğlencesi olmayan ve doğaüstü şeylere inanmayan bir adam.. Gong Hyo Jin ise geçirdiği bir kazadan sonra hayaletleri görmeye başlamış ve bu yüzden hayatını yola koymayı beceremeyen, sürünerek yaşayan bir kadın.. Çiftimiz tanışır ve kader ağlarını örer..
gif2

Baştan sona sıkmayan hatta gittikçe güzelleşerek daha da kendine bağlayan, izleyicileri tatmin etme açısından da fena sayılmayacak bir finalle son bulan eşsiz -burada ki eşsizlikten kasıt içinde so ji sub’un bulunuyor olmasıdır- bir So Ji Sub dizisi.. Ha bir de unutmadan So Ji Sub’un dizideki karakterini Greatist Love’ın Dok Go Jin’ine benzeten bir tek ben olamam değil mi? Çok daha özgün olabilirdi belki ama komediye alışık olmayan So Ji Sub’umuza bunu için hiç gönül koymadık tabi ki.. Sonuç olarak ufak tefek kusurlara rağmen kaçmaz.. Kaçmamalı..

SJS21

Çok çok uzun zamandır bi blogger olmaktan çıktım sanırım.. Hala okuyanım var mı onu bile bilmiyorum.. Ama yazılarımı dönüp okuduğumda geçen zaman içinde üslubumun bile değiştiğini farkediyorum.. O yüzden çok seviyorum burayı yine de.. Tabi bir de hayatıma kattığı çok değerli kişiler var.. En büyük kazancım da bu.. Kısa yazılar, bi hoşbeş için kısa zamanda geri gelmeyi çok istiyorum.. Umarım yakın zamanda..

O zamana kadar sağlıcakla….

My Mad Fat Diary – 2.sezonu beklerken….

larçge

Aceleye getirmek istemiyorum bu yazıyı.. Ama şimdi bile geç kaldım sanki bir şeyler söylemek için.. Ne anlatacağıma dair hiçbir şey yok kafamda.. Sanırım bu eski bir bloggerın uzun bir ara vermesinden kaynaklanan yan etkiler.. Öyle olmasaydı inanıyorum ki bu diziye ne kadar bayıldığımı, nasıl ölüp bittiğimi, sadece altı bölümden oluşan ilk sezonu nasıl peynir ekmek gibi sömürdüğümü çok daha güzel kelimelerle anlatabilirdim..
mmfd1

Uzun zamandır eskisi gibi dizidir, filmdir izlemeye fırsatım olmuyordu.. Olsa bile ayda yılda bir dizi anca bitirebiliyordum.. Kore dizilerine de artık oldukça temkinli yaklaşır oldum.. En az üç güvenilir kaynaktan olumlu eleştirici duymadıkça -tamam biraz abartıyor olabilirim- hiçbir kore dizisine elimi sürmüyorum neredeyse.. Bir süre sonra eski heyecanı kalmıyor zaten bende o çılgınlık dönemimi uzun bir süre önce geride bıraktım, tabi en iyilerinin yeri gönlümde her zaman ayrı.. Ama daha seçici oldum artık eskisi gibi bulduğuma yapışmıyorum diyebilirim :).. Yani en azından K-dramalara; şöyle ki son bir aydır nerede bir İngiliz dizisi görsem izleyesim geliyor.. My mad fat diary i bir çok dizi takip etti.. Neyse ki İngiliz dizilerinin bölüm sayıları o kadar az ki daha bağımlı olmaya fırsatım olmadan bitiveriyorlar.. Tabi bende sonra ağzım açık kalmış halde “yeni sezon yok muuu??” diye dolanıyorum ortalıkta.. İşte My Mad Fat Diary de bu dünyaya dalmamın başlıca sebebi, yeri diğer dizilerin yanında benim için farklı.. Özgünlüğü, eğlenceli olması, gençlik dizisi olması, hayal kurmaya sevkediyor olması falan bir şekilde tam da aradığım dizi hissini yaşamama sebep oldu..

large

Finn.. Finn.. Finn..

Bir de o var tabi.. Hayallerimizin erkeği.. Evet pek inandırıcı değil hepimiz biliyoruz ama masal dünyasında hissettirmesine bayılıyorum.. Dizi izliyor olmamızın en büyük sebeplerinden biri de masallara inanmak istememiz değil mi zaten?.. O yüzden gerçek olup olmaması umurumda değil.. Bayılıyorum kendisine.. Yeni sezon 2014’te bizlerle olacak o zamana kadar Finn fotoğraflarına bakıp iç geçireceğim..

Sağlıcakla kalın.. İyi Bayramlar..

back to first time ^^ misa ost

mu2-gto200k

buradan dinleyebilirsiniz.. sözleri bu dizi için yazılmış sanki..

belki de öyledir tabi :)

^^Back to First Time^^

seni çok seviyorum ama burada arkamı dönmem gerekiyor.
çünkü seni korumak için sonsuza dek burda olamayacağım.
isterim ki benimle ilgili tüm anılarını unutabil.
geri git beni unuttuğun zaman.

bu olması gerektiği gibi değil böyle olamaz.
seni sevemem,
çünkü herşey berbat olmaya başladı.
seni daha fazla sevemem.

neden böğle davranıyorum bilemiyorum.
artık hiç zamanım yok
ama burası canlı.
beni yalnız bırakmıyolar.

sevme beni,yanıma yaklasma
ayrılık beni beklemekte

seni sevmeme rağmen anlayamıyorum.
çünkü hiç bir ayrıntıyı atlamak istemiyorum
seninde benim gibi zor zamanların olmus olabileceğinden korkuyorum.
daha fazla incinminş olabileceğinden.
çünkü seni bu hale düşürmek istemiyorum.

seni çok seviyorum ama burada arkamı dönmem gerekiyor.
çünkü seni korumak için sonsuza dek burda olamayacağım.
isterim ki benimle ilgili tüm anılarını unutabil.
geri git beni unuttuğun zaman.

aşkın lüks olduğunu hayal ederek yaşıyorum.
başka birini sevemeyecekmiş gibi yaşıyorum.

sevme beni,yanıma yaklasma.
ayrılık beni beklemekte..

seni çok seviyorum ama burada arkamı dönmem gerekiyor.
çünkü seni korumak için sonsuza dek burda olamayacağım.
isterim ki benimle ilgili tüm anılarını unutabil.
geri git beni unuttuğun zaman.

Misa ^^ ağlatan replik..


“Tanrım…

Gerçekten varsan,sana bu sözü veriyorum.

Kalan günlerimde Eun-chae’nin
yanımda olmasına izin verirsen…
Kalan günlerimi bu kadınla geçirme fırsatını verirsen bana…
Daha çok üzerime yüklenmezsen…
Her şeye bir son vereceğim.
Kinimi, öfkemi bir kenara atacağım ve..

..huzur içinde öleceğim.
Tanrım… gerçekten varsan…

sana söz veriyorum.”

Cha Moo Hyuk – I’m Sorry, I love You

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.